acemi anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
acemi anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2013 Pazar

Sarellamla nişan macerası

Birkaç hafta önce evimizin piyanisti ve Sarellamın sevgili halasının nişan gecesi vardı..

Haliyle bizde bu özel gece için güzel kıyafetler aldık, kuaföre randevular verdik..

Sarellama da bu gece için Mother Care'dan çok tatlı bir tül elbise aldık, bende evdeki çiçeklerden başına taç yaptım..
Sarellam ağlıyor ağlıyor..

Kısaca hepimiz bu özel gece için hazırdık..

Gelin görün ki benim tatlı, uyumlu kızım o gün bütün gün boyunca çılgınca ağladı,ağladı, ağladı..

Ne yaptıysak sakinleştiremedik.. Dolayısıyla biz kızımla gecenin önemli bölümünde nişan mekanının müdür odasındaydık..Müdür odasının perdesinde içerideki eğlenceye bir göğsüm açıkta, ayaklarım çıplak kucağımda Sarellamla bakarken bir kez daha şunu anladım ki, hayatımız karşı konulmaz şekilde ve tamamen değişmiş..:)
Sarellamla müdür odasında takılırken :)


20 Ekim 2013 Pazar

Bir Bayramda Böyle Geçti..

Bu bayramda yine bebekle tatilden korkarak burnumuzu İstanbul'dan çıkaramadık..

Yine de İstanbul'da olsak da İstanbul'un keyfini sonuna kadar çıkardık.

Bu bayramın bize öğrettiği şeylerden biri de, bir gün yemek masasında yaşandı..Mama sandalyesinde oyuncaklarıyla oynayan Sare 3-5 dk. sonra çok sıkıldı ve mızmızlanmaya başladı..Mızmızlanma ağlamaya dönüştü, ses dozajı gittikçe arttı..Bir yandan da çaktırmadan bize bakıp normalde hemen yumuşayacağımız hareketleri yapmaya başladı..İlk defa hiç tepki vermeden ve ona bakmadan yemeğimizi yemeye devam ettik..Hıçkırarak ağlayan Sarellamsa bir anda sustu ve hiç birşey yokmuş gibi oyuncaklarıyla oynamaya devam etti..Henüz 6 aylık bir bebek olan Sarellamın bu taktikleri nereden ne zaman öğrendiğini çok merak ediyorum ama ilk defa şımarıklık yapmak için ağladığında kararlı durmanın ne kadar önemli olduğunu gördük..
                                             Sarellam en sevdiği faresiyle oynarken :)

Halasının doğumgünü partisinde..

Bu fotoğrafı ipadde kendi çekti..

Bir diğer öğrendiğimiz şey, her ne kadar her hareketimizi kopyaladığını bilsek de, ipadi kendi başına açıp, bu fotoyu da çektiğinde yaşadığımız şoktu..Ve o günden itibaren onun yanında bir daha pc, tv,ipad, telefon kullanmamaya bol bol kitap okumaya karar verdik..

Dedelerin eli öpülür..
Halayla partide..:)

Bir  bayramda işte böyle geçti..

9 Ekim 2013 Çarşamba

Korkulu kabusumuz lohusa sendromu

Hangimiz yaşamadık ki bu sendromu..

Böyle başladığıma bakmayın, karamsar ve her yerde bulunabilecek tıbbi bir şeyler paylaşmak değil niyetim..:)

Sarellam doğmadan önce beni en çok korkutan şeylerden biriydi, arkadaşlarım mutlaka gireceğimi söylüyordu ama çok istediğim kızım gelirken neden sendroma gireyim ki diye de bir türlü aklım almıyordu..

Doğum gerçekten inanılmaz güzel bir olay, bebekle geçen her an, bir mucizenin yeşermesine tanık olmak çokk çokk güzel..

Ama diğer yandan bir de sen varsın..Bir anda hiç uyuyamayan, kendine 10 dk. bile ayıramayan, artık tuvalete bile koşarak giden,saatlerce emziren, hep yorgun, hep yüzü bembeyaz..

Doğumla beraber değişen hormonlar hatta alt üst olan hormonlarda eklenince, herşeye ağlayan, herşeye alınan ürkek bir kuğu gibi oluyor yeni anne..

Üstüne bebek için hep daha iyi olmasını isteyen ve bunun için sen bilmezsin şöyle yap böyle yap diyen, emzirdin mi uyudu mu diye sürekli sorgulayan ebeveynler, hamileyken kraliçe senken, bir sözünle aşerdin diye çarşı pazar dolaşılırken, doğurur doğurmaz sadece bebeğin annesiymiş kendi varlığın çok da önemli değilmiş gibi davranılan sen..

Bir işin, hayatta bir duruşun varken birden sadece emziren ve başka hiçbirşey yapmayan ve kendini önemsiz hisseden, ben neden okudum peki o kadar zaman, neden bu kadar ugrastım en iyi şirketlere girmek için diye düşünüp duran sen..

Doğumdan önce makyajını, saçını, süsünü ihmal etmezken, bedenine önem verirken, birden eşofmanların içinde, saçların tepeden ev topuzu, göz altların mormor, yüzün bembeyaz, o güzel parfümünün yerinide omuz başlarından yükselen kusmuk kokusu alınca haliyle lohusa sendromuna girmekten kaçamayan sen..

Ve işte o dönem..Bazı anlarda bebekten ve kocadan uzaklaşıp, herşeyden arkana bakmadan kaçmak istiyorsun..

Peki herşey bu kadar kötü olmak zorunda mı?

Elbette hayır..Yukarıda yazdıklarımın çoğunu az ya da çok elbette her anne yaşamıştır..

Bizzat bende yukarıda hissettiklerimi paylaştım..

Maalesef bunlar bu muhteşem yolculuğun bir parçası, madalyonun öteki yüzü..

Şu an ki aklımla, o ilk zamanlara dönersem bazı şeyleri şöyle değiştirirdim, bu sendromu daha da hafif atlatırdım dediğim ve paylaşmak istediğim şeyler var..
  • İlk 3 ay zordur, sizin çocuğunuz en melek çocuk bile olsa zordur.. Onun için baştan bunu kabul etmek herşeyi biraz daha kolaylaştırır..
  • Dinlenmek, uyumak anahtar kelime! Ben ki yıllarca çokk ama çokk mesaili bir işteydim, sabahladığım çok oldu ama bu başka bir yorgunluk..Bebek uyurken mutlaka sizde uyuyun, uykunuzu aldığınıza emin olduktan sonra da kendinizi şımartacak birşey yapın..Mesela kuaföre gidin manikur yaptırın, fön çektirin :)
  • Doğumdan itibaren ilk 3 ay tabii ki sizi çok sevdikleri için çok dostunuz, arkadaşınız gelecek hele ki hastanede ve ilk günler..Kimse olmasa 2 tarafın ailesi hep yanınızda olacak..İşte o dönemlerde birinin sizin adınıza bu işi çok iyi organize etmesini ve sürekli misafir ağırlama ritüelini rahatlatmasını sağlayın..İçeride bir sürü misafir ve yatak odasında sürekli emziren bir anne depresyona giriş 101'dir..
  • Doğumdan önce bütün ebeveynler sana hiç karışmayacağım der, doğurduğun anda kendi çocuk büyüttü diye kendini bebek profesörü zanneder, attığın adıma bile karışmak ister..Her cümle 'bizim zamanımızda.. ile başlar..' ama kitaplarda böyle yazıyor dediğinde 'biz böyle yaptık, hayret bu yaşa gelmişler' diye sitemle biter..Ebeveynlerle arayı bozmadan bebek büyütmek üzerine ayrıca bir kitap yazılabilir, benim tavsiyem 'bunu doktoruma soralım tamam derse yaparız demek..' :) ve onların bütün bunları iyi niyetle söylediklerini unutmamak..
  • Bebeğinizi alın bol bol açık havada yürüyüşe çıkın, yürümek her zaman iyi gelir..Ama yolda ağlayacak uykusu gelecek, acıkacak..Sonuçta o bir bebek ve onun için herşey çok yeni..Ona kızmayın, merak etmeyin o sokaktan bebeği ağlayarak geçen ilk anne siz değilsiniz, ailesinden bebek geçmiş olan herkes halinizi anlar.. :)
  • Saatlerce emzirirken, kendinizi kötü hissettiğinizde bunun geçici bir süreç olduğunu unutmamaya çalışın.Benim yıllardır yaptığım çok kısa bir meditasyon var, emzirirken çok işime yaradı, gözlerimi kapatıyorum ve o an en çok olmak istediğim yeri düşünüyorum, o yerin kokusunu burnumda hissediyorum, sesleri duyuyorum ve gözlerimi açtığımda çok daha mutlu oluyorum..Tavsiye ederim..
  • Mutlaka ama mutlaka yemek programınızı düzenleyin..Yine ebeveynler size süt olsun diye bir sürü şey yedirip, şerbetler içirmeye çalışacaklar..Sonuçta sütünüz artar mı bilemiyorum ama zaten hali hazırda aldığınız kilolara yenilerinin ekleneceği garanti! Süt için ihtiyacınız olan tek şey bol bol su ve dinlenmiş bir beden..Eve birkaç sürahi alın ve hepsini sabahtan doldurun,bol bol su için..Pratik, tok tutucu ve besin değeri yüksek yemekler yemeye çalışın..
  • Nasılsa evdeyim diye ev kıyafeti olayını abartmayın, aynaya baktığınızda gördüğünüz kadına acımayın :) Pratik bakım, makyaj ürünleri hayat kurtarır..
  • Henüz doğumdan çıkmış bedeniniz için bir iki tane de olsa güzel kıyafet alın, güzel giyinmek moral verir..
  • Ve en önemlisi.. Bu yaşadıklarınız her annenin başına geliyor ve zamanı gelince herşey daha iyi oluyor..Bu bir süreç, anne olmak, ne yeni bir kariyere, ne evlenmeye benziyor..Hayatı kökünden değiştiriyor..Elbette alışmak uyum sağlamak bir günde olmayacak ama hep böyle zor da olmayacak..O yüzden daha iyi olacağını bilerek, o anı kabullenmek en güzeli..
Ve sonunda o zor günler hafiflediğinde ve herşey daha güzel olmaya başladığında, annelik de tadından yenmiyor..:)



Sevgiler,

7 Ekim 2013 Pazartesi

Biraz kurdela, birkaç düğme ve tabii ki silikon tabancası :)

Bir anne için kız bebeğinin olmasının en güzel yanlarından biri de onu bir masal prensesi gibi istediği kadar abartarak süsleyip sokakta arz-ı endam edebilmesidir.



Bende Sarellam'la bu hakkımı sonuna kadar kullanmaya çalışıyorum :) Bunun içinde süslemenin vazgeçilmezi olan ve daha önce de paylaştığım taçlar, tokalar üzerinde çalışmaya devam ediyorum..



Özellikle yeni aldığımız silikon tabancası ile artık daha da özgürüm süslü tokaları hazırlarken..




Tuhafiye'den biraz renkli kurdela, birkaç tatlı düğme ve biraz da lastikli dantel şimdilik işimi şahane gördü..Sare uyur uyumaz taçlarımı yapmaya başladım ve yarım saatte bir sürü taç oldu..

Eğer kızınız, yiğeniniz, arkadaşınızın kızı varsa böyle bir taçla hem güzel hemde kolay bir hediye hazırlayıp onları mutlu etmek çokk ama çokk kolay sanki değil mi? :)

4 Ekim 2013 Cuma

Kabak ilk yemek için fazla tatsız değil mi Sarellam?

Sarellamın 6.ayını doldurduğu ilk gün, aynı zamanda minik minik ek gıdaya da başladığımız gün oldu..

Alerjik bir bünyeye sahip olduğu için doktorumuz diğer bebeklerden belki biraz daha farklı bir harita çizdi yemek için..

Öncelikle kavanoz mamaları ve kaşık mamaları tamamen yasak..İçeriklerinde +C vitamini yazsada bunun aslında koruyucu maddeyi kamufle etmek için kullanıldığını söyledi doktorumuz, bu nedenle de yasakladı..

Bebekler, meyva yedikten sonra sebzeleri yemek konusunda isteksiz davrandıkları için önce sebzeden başlattı..

Şu an yedikleri vücuduna yarar sağlamıyormuş, sadece çiğnemeyi öğrenmesi için yediriyormuşuz, esas 8.ayda yarar sağlamaya başlayacakmış vücuduna..


Veeee darada dann..İlk yemeğimiz kabak..:)

Bir çay kaşığı kabağı haşlayıp biraz zeytinyağıyla döküp çatalla ezip verdik..3 gün kabakla devam edip üstüne 3 gün haşlanmış patates sonra da 3 günde havuç haşlayıp ekleyeceğiz..

Bu ilk deneyimden anladım ki, Sarellam'da anası gibi yeni şeyler denemeye çok açık..Çok sevmese de kabağın tadını yemeye devam etti..

Sonrasında siz bu iğrenç şeyleri nasıl yiyorsunuz dercesine göğsüme saldırdı ama yine de ilk deneyim için başarılı geçti diyebiliriz sanki ;)

Çılgın kabak, havuç ve patetes üçlüsünden sonra, yeşil sebzeler ve en son meyvalara geçeceğiz.

Yeni tatlar, yeni heyecanlar..Bakalım nasıl olacak :)


2 Ekim 2013 Çarşamba

Sarellam büyüdü, o artık 1/2 yaşında! :)

Dün sadece yağmurlu bir yorgan altı günü değil, aynı zamanda Sarellamın 6. ay günüydü :)

 1/2 yaşını doldurduğu için babanesinde ona minik bir kutlama yaptık ve Sarellam ilk pastasının mumlarını üfledi(bende yardım etmiş olabilirim biraz:)) biz de gıyabında pastasını afiyetle yedik :)

Bu şekilde masanın kenarında bırakmadık tabii ki, hala arkadan çaktırmadan tutuyor :)

O artık oturabilen, daha bilinçli(hatta belki biraz fazla:)) ve ilk ek gıdasını almış tosuncuk çok tatlı bir Sarella.. :)
Halasının Topitopu :)

Ona kışın giyer diye hamileyken aldığımız kıyafetler şimdi üstüne tam oluyor, içinde kaybolduğu uyuma yastığından artık bacakları sarkıyor..Değişmeyen tek şey belki de o tatlı gülümsemesi..
Anneyle poz olmazsa olmaz 

5. aydan bu yana baktığımda Sarellam bu ay artık oturabiliyor, çok kolay dönebiliyor, söylediğimiz ve yaptığımız her şeyi ama her şeyi taklit ediyor, kızdıysa süper trip atıyor :), yardımla ayakta durmaya ve adım atmaya bayılıyor, artık her isteyenin kucağına atlamıyor, dedeler-anane-babane-halasını çok iyi tanıyor ve ailesi olduğunun farkında, oyuncaklarıyla iki elini kullanarak oynuyor, onları yere atmayı çok seviyor ve bana daha da yapısık yasıyor..

Bunlarda Sarellamın hediyeleri..:
Sweatshirt : Zara Kids
Conversemsi botlar : Fulya Kids

Birlikte ilk sonbaharımız başlıyor..Birlikte yepyeni şeyler keşfedeceğimiz, yine çok gülüp çok şaşıracağımız bir ay bizi bekliyor Sarellam..:)

Seni çokkkk seviyorummmm..

28 Eylül 2013 Cumartesi

Sarellamın ayrılık endişesi

İnsanlarla iletişim kurmaya, kucağa gitmeye, öpülmeye bayılan Sarellam son birkaç haftadır bana yapışık yaşamaya, geceleri ağlayarak uyanmaya, yanımda bana sarılarak uyumak istemeye ve bazen diğer insanları yabancılamaya başladı..


Bana bu kadar çok güvenmesine içten içe mutlu olsam da, neredeyse 24 saat beraberiz ve banyoya bile gidemeyecek hale geldiğim içinde oldukça yorulmaya başladım..

Babasıyla da sabahları çok iyiler, babası evden çıkarken Sarellamla çok tatlı vedalaşıyorlar kapı kapanıyor, Sare 'baba' diye ağlamaya başlıyor..İlgisini başka yerlere çekip, oyalıyorum ve unuttuğunu sanıyorum ama akşam olup da baba işten geldiğinde, uzunca bir süre yüzüne bakmıyor ve küsüyor..Yani aslında unutmuyor..

Bu durumun ne olduğunu araştırdığımda bunun ayrılık endişesi, İngilizce adıyla seperation anxiety http://www.babycenter.com/0_separation-anxiety_145.bc olduğunu, 6. ayda başlayıp 10-12. aylarda tavan yaptığını ve 18. aya kadar devam ettiğini ve tamamen 3 yaşı civarında bittiğini öğrendim..

Bu dönemde bebek, yapışık yaşamaya, anne ya da baba uzakta olduğunda ağlamaya, yabancılardan korkmaya, gece anne babayı isteyerek uyanmaya ve anne babanın kucağında ise hemen rahatlamaya başlıyormuş..

Anlatılanlara göre, 10-18. aylar arasında daha da şiddetlenecekmiş bu durum..Nasıl daha yapışık olabiliriz bilmiyorum ama :)

Bu durumu hafifletmek için okuduklarımı uygulayarak, onu oynarken bırakıp yan odaya gidiyorum, diğer odadan seslenmeye çalışıyorum, ona hep yanında olduğumuzu, onun çok güçlü ve cesur olduğunu söylüyorum, tensel temas kuruyorum, mümkün olduğunca rahatlatmaya çalışıyorum..

Tatlı meleğimin bu döneminin çok sağlıklı olduğunu, gelişiminin bir parçası olduğunu,ayrılık endişesini de zamanı geldiğinde atlatacağını artık biliyorum..

27 Eylül 2013 Cuma

Hastane Çantasında Olması Gerekenler

Doğuma az zaman kala, heyecan doruktayken gündemdeki konulardan biri de hastane çantasıdır..


Kendimden biliyorum o çantanın içine doğru şeyler konup konmadığından hiç emin olunmaz ve hastanede illa ki birşeyler eksik olur, birileri koşup getirir :)

Tecrübelerimden yola çıkarak bir hastane çantasının olmazsa olmazları listesi yaptım..7. ayda ilerlerken yavaş yavaş bu listeyi tamamlayıp valizi kapıya yakın bir yerlere koymakta fayda var..:)

  • Hastanede her gün yeni zıbın giydiriyorlar ama yine de sizinde olsun yanınızda, bebek hastane çıkışı seti-yani zıbın(birkaç tane), şapka, eldiven-
  • Birkaç adet new born size tulum(0-3 ay arası eğer bebeğiniz çokk tombik değilse çok bol oluyor, 2-3 adet new born size almanız yeterli)
  • Yeni doğan çorabı
  • Yenidoğana uygun hırka ya da yelek
  • Patik
  • Bebek bezi-0 numara
  • Sigorta kartınız
  • Nakit para-Hastane çalışanlarına teşekkür için yanınızda minik minik bol bol bulundurun :)
  • Hamile çamaşırı-biliyorum görünüşleri korkunç ama özellikle sezeryanda onlarsız olmuyor-
  • Emzirme sutyeni
  • Terlik
  • Bir kutu hijyenik Ped
  • Birkaç tane gecelik&sabahlık-Kanamanız olacağı için pijama tavsiye etmiyorum, emzirme için düğmeli ya da önü açık olanları tavsiye ederim.
  • Kişisel bakım malzemeleriniz-tarak, diş fırçası&macunu, el aynası, şampuan, makyaj malzemesi, roll on, toka-
  • Meme ucu için krem(ben Mustela kullandım ve çok memnun kaldım)
  • Eve dönerken çokkk rahat birşeylere ve muhtemelen terliğe ihtiyaç oluyor, giymesi kolay bol bir elbise ve rahat bir terlik
  • Islak mendil-unibaby, yenidoğan ıslak mendilinde en iyisi-
  • Birkaç çift çorap
  • Hırka
  • Portbebe ya da ana kucağı
  • Kirli çamaşırları koymak için torba

26 Eylül 2013 Perşembe

Bebeğiniz kız mı sorusuna en güzel cevap, renk renk taçlar :)

Henüz saçları çok kısa olan Sarellam bir de babaya benzeyen bir kız olunca yolda 'ayy kız mı erkek mi' diye soranların sayısı bir hayli çok oluyor.
                                       Bantın üstündeki çiçekler Eminönü Marpuçcular'dan..

Hatta bazen abartıp üzerinde etek, pespembe giyinmiş haldeyken bile 'erkek mi' diye soruyorlar. :) Bende bu soruya 'yok teyze gay olacak ileride' diyorum :)

Tuhafiyeden aldığım keçe ayçiçeği..

Euroflora'dan aldığım çiçeklerle..

İşte hem bu sorulara kısa bir çözüm olması hem de kızlara çok yakışması nedeniyle Sareme bol bol taç takıyorum..
Accesories'dan kırmızı gülle..

Accesories'dan aldığım minik pembe gülle..

Piyasada bir sürü taç modeli var ama ben birazda kişiselleştirmek için şöyle bir yol buldum belki sizinde işinize yarayabilir..

Tacın altındaki beyaz bantı Eminönünden aldım(ama heryerde 3 tl'ye bulabilirsiniz), üstüne Accesories'dan, Eminönü Marpuçculardan ve tuhafiyelerden aldığım çiçekleri, süsleri bir minik çengelli iğne ile tutturuyorum ve işte o günün tacı hazır  :) Böylece tek taç bandıyla bir sürü tacımız oluyor :)



Tuhafiyeden aldığım kurdelalar ve taşlarla ve meşhur silikon tabancamla daha güzel şeyler yapmayı da planlıyorum. Bakalım ortalar neler çıkacak? 

25 Eylül 2013 Çarşamba

Sarellamın göbek bağı Seine Nehrinde!

Göbek bağı mevzusu malum bebekle ilgili en eğlenceli ve keyifli konulardan biri..

Hastaneden döndükten birkaç gün sonra Sarellamın göbek bağı elimde kalınca hatırlarım çığlığı basmıştım şaşkınlıktan..

Öncelikle benim gibi şaşkın acemi anneler için :), hastaneden göbek bağı düşüne kadar ki sürede, göbek bağını hergün alkolle ya da tentürdiyotla silip, ıslanmamasına dikkat ediyoruz, üstünü açık bırakıyoruz, bezi göbek bağının altından bağlıyoruz.

Göbek bağı düşüncede üstünü açık bırakıyoruz ve o bölgeye özel hiçbirşey yapmıyoruz..:)

Zaten doktor ilk kontrolde o bölgeyede bakıyor..

Gelelim Sarellama..


Kızımın ne oxfordlarda okuması, ne doktor mühendis olması değil en büyük hayalim..Onunla ilgili tek bir hayalim var o da mutlu, sağlıklı, gezen, gören, hümanist bir Dünya vatandaşı olması..

Belki de bu yüzden göbek bağını atması için 1 yaşımdan beri tanıdığım canım Arzu'ma verdim.

Böylece kızımın göbek bağı,  tanıdığım en iyi insanlardan biri tarafından, tıpkı göbek bağı gibi gezgin bir kız olması için Dünyanın en güzel yerlerinden birinde, Seine nehrine atıldı..:)

Güzel dileklerimiz gibi güzel bir hayatın olsun ve bu olay bol bol gezmen için sana uğur getirsin Sarellam :)
                                İşte şimdi bu sularda yüzüyor göbek bağın miniğim.. :)

23 Eylül 2013 Pazartesi

Baby Shower ve Hastane Odası Hazırlama

Bugün çok sevdiğim canım arkadaşım Selin'in sorusu üzerine baby shower, doğum odası, yaş günü süsleme üzerine bildiğim, deneyimlediğim birkaç bilgiyi anne adayları ile paylaşmayı bir borç bilirim. :)

Ben hamileliğim çok zorlu geçtiği için Sarellam doğana kadar kendimi heveslendirmek istemedim ve baby shower yapmadım ama çok özenerek ve içime sinerek bebek doğum odasını hazırladım ailemle..

Oradan kalma tecrübelerim ise şöyle..

Öncelikle bir tema bulmak organizasyonun yarısını halletmek demek aslında..Ve temayla beraber bir ya da birkaç ana renk seçmek de organizasyonun bel kemiği niteliğinde..


Biz peri kızı temasını ve somon rengini seçtik..

Sonrasında tabii ki bol bol google'dan görsel indirmek, örneklere bakmak yapılacaklar arasında..

Buraya kadarını zaten hepimiz biliyoruz:)

Baby Shower ve doğum odası için aradıklarınızı, Eminönü'nde Kurukahveci Mehmet Efendi'nin sokağına girince yol boyu görebilirsiniz..Yine bugünlerin ve odaların vazgeçilmez süsü pom pom çiçekleri için gereken kağıtları da kiloyla çok ucuza bu sokakta bulabilirsiniz. Pom pom çiçeği nedir nasıl yapılır derseniz http://www.youtube.com/watch?v=9QAU4LAk_mU bu adresten bulabilirsiniz.. Yapması çokk kolay gösterişi çok güzel olan bir malzeme :)


Eminönüne gittiyseniz bebekle ilgili herşeyi bulabileceğiniz Sultanhamam Havuzlu Han'a uğramadan geçmeyin..

Odanıza renk katmak için çiçekler, Eminönünden bir tık yukarıda hediyeler, dekoratif eşyalar almak isterseniz Kasımpaşa'da Euroflora'ya da mutlaka ama mutlaka gidin derim :)



Euroflora ganimetleri

Sonrasında bir yapı markete uğrayıp minik bir silikon tabancası almayı unutmayın, çok lazım olacak demedi demeyin :)

Ve bir diğer konu da tabii ki pasta ve cupcakeler..Onu da temanıza ve renklerinize uygun seçip pastacınıza yine beğendiğiniz görsellerden bir demet hazırlayarak göndermek yeter de artar bile..
Bizim aile pastacımız http://www.pastaloji.com/ , hazır pasta malzemesi kullanmadan sağlıklı şahane butik pastalar hazırlıyor, çok tavsiye ederim..Yine Mutlu Dükkan, pastayı sanata dönüştürdüğünden kendisine hayran bıraktırıyor..http://blog.mutludukkan.com/
Pastalojinin hazırladığı kurabiyelerimiz


Bence bir organizasyonu renklendiren öğelerden biri de balonlar..Renk renk balonları görüp de içi kıpır kıpır olmayan var mıdır? Balonevi bu iş için çok iyi bir adres..

Ve tamamı photoshop ile hazırlanıp, ozalitçide bastırılacak görsel malzemeler..

Bunun için çevrenizden destek alabilir ya da büyük ozalitçilerde saatlik grafik hizmeti alabilirsiniz..

Bebeğiniz için dostlarınızın güzel dileklerini yazdığı bir anı defteri ve kapı süsü isterseniz, Kadıköy Efes pasajında bu işi çok iyi yapan yerler var biz Gülay abla ile çalıştık ve çokk memnun kaldık..



Bir de bir manifaturacıya uğrayıp güzel kurdelalar, tatlı patiskalar aldınız mı bu iş tamamdır :)


El yapımı lavanta keselerimiz


Sonrasında geriye bu organizasyonu güzelce fotoğraflayacak birini bulmak kalıyor..Bizde bu işi ailemizin yetenekli üyeleri Eren ve Seray hallettiği için başka biriyle çalışmadık ama arkadaşım Tuğba Tünay'ın işlerine bayılıyorum bir bakın derim :)



Umarım biraz yardımcı olabilmişimdir..Herşeyin gönlünüzce olması dileğiyle..