anneligegiris101 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anneligegiris101 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2017 Çarşamba

Sarellamın İlk Piyano Resitali

Burayı takip edip, Sarellamın halasıyla maceralarını duymayan bilmeyen kalmamıştır sanıyorum :)

Seray (ülkemizde sanatı öldürmeye çalışanlara inat) genç ve başarılı piyanistlerimizden..

Birkaç gün önce de CKM'de piyano resitali vardı.. Hepimiz çokkk heyecanlıydık çünkü ilk defa Caddebostan Kültür Merkezinde bir resital veriyordu Seray..


Bu özel günde Sarellam'da tabii ki halasının yanındaydı..

Dolayısıyla onunda izlediği ilk resitaldi :)



                                                                    Konser selfie'si..

Tabii ki tüm konser boyunca içeride kalamadık ama Sare parçalara çok alışık olduğu için yadırgamadı da.. Zira halası çalarken defalarca dinlemişti zaten Sarecik :)

Bu güzel resitalin sonuna doğru uyku saati geldiği için biraz zorlansa da direndi ve halasının bu güzel gününde onun yanında kaldı.. Resital bitiminde daha CKM'den çıkmadan uyuyakaldı tabii :)

5 Temmuz 2015 Pazar

Afacan Çocukla Tatilin İpuçları

Sevgili okur, eğer çocuğun ağladığında sesi 3 apartman öteden duyulmuyorsa, sen zaten çok şanslı bir insansın, hemen al çocuğunu tatile kids club'ı olan her hangi bir yere git zaten mutlu mesut tatil yaparsın :)

Tatil başladı dakika 1 Sarellam bahçedeki fıskiye ile oynuyor :)


Amaaa..Benim tatlı Sarellam gibi, en ufak çığlığı yan apartman duyulan, asla yemek masasında oturup yemek yemeyen, pusete oturmayan daimi inatçı bir bebeğiniz varsa yamacıma gelin..:)

Size 2 haberim var, öncelikle iyi olandan başlamak isterim. Son 3 senedir her türlü tatil yöntemini denemiş bulunuyoruz.

Kötü haberse %100 doğru yöntemi henüz bulamadık.

Ama en azından deneyimlerimizi paylaşıp, doğruya yakın çözümlerimizi paylaşmak isterim..

  • Ev tutmak doğru bir yöntem olabilir..Ama :) yanınızda mutlaka ev işlerinde size yardım edecek biri/birileri olmalı, çocuğu bana bırakın siz biraz yalnız gezin çocuğum diyen anane/babane candır yoksa tek başınıza hem çocuğun peşinde koş hem yemek, çamaşır derken tatil bitsin diye gün sayarsınız(saymışlığım var )
  • Gittiğiniz yerin gerçekten kaliteli bir kumu, sığ, tertemiz ve sıcak bir denizi olması çok önemli. Yoksa asabi kuşunuz bu deniz soğuk girmem, dibi görünmüyor girmem, korktum çok derin girmem diyebilir. Ya da Sarellam gibi kumu sevmeyip kumdan bir tanecik bile kale yapmayabilir. Tüm günü ayak yıkama musluğunun önünde ellerini yıkayarak geçirebilir.
  • Tabii eğer sahilde eğlenceli bir çocuk grubu varsa yukarıda saydığım tüm koşullar anında çocuk tarafından idare edilebilir de :)
  • Herşey dahil bir otele gidiyorsanız, kids club'ın gerçekten çokk iyi olmasına dikkat edin, mümkünse tavsiye üzerine gidin. Malum hem sizin hem çocuğunuzun gününün yarısı orada geçecek, en azından sizinde biraz eğleneceğiniz bir yer olsun.
  • Yine otelde ve evde kocaman bahçeler hem iyi hem kötü birşey..Başını alıp gitmeyi seven ve seslendiğinizde burdayım demeyen bir çocuğunuz varsa ki benim var, sürekli panik atak yaşayabilirsiniz. Ne kadar küçük alanlı yer o kadar az kaybolma riski.
Mesela bizim ki gibi böyle bahçesi olan bir eve gerek yok :)

Marketin önündeki salıncağa kurulan Sarella, ayakkabıları da atmış keyif yapıyor :)
  • Yine gittiğiniz yer düz duvara tırmanan çocuklar için güvenli mi, yoksa her an başına pahalı bir vazo düşebilir mi çok önemli..Ne kadar minimalist ve sade bir dekorasyon o kadar iyi.. :)
  • Yanınıza her deniz kenarına inişte en az 5 mayo, 3 tane de üst kıyafeti alın..Siz değiştireceksiniz o ıslatacak. Anne ıslanmış diye gelecek :)
  • Ve tabii havuz/deniz-oda ya da ev mesafesi de yine çok önemli..Uzun mesafelerde hayıııır pusette oturmam ama yol da çok uzun yürümem diyen hatta ses tonuyla bunu tüm otelin duymasını sağlayan bebeğiniz için kucakta taşıma mesafesi hayati önem taşır.. :) Sonra tatil ertesi nerde benim ağrı kesicim diye dolaşırsınız benden söylemesi..
  • Bir de tabii ki en sevdiği oyuncakları ve kitapları yanındaysa günün 1-2 saatini filan onlarla kurtarabilirsiniz.
Tatile 5 çift ayakkabıyla gittik ama tüm tatili çıplak ayak geçirdik. :)

Gelelim tamamen kişisel deneyimlerle gidilebilecek yerlere, yapılabilecek şeylere...

  • Güral'ın tüm tesislerini gönül rahatlıyla önerebilirim..Biz Sapanca Güral'a ve Ali Bey'e gittik. Özellikle Ali Bey'deki aqua park tam bir çocuk cenneti, ben bile çok eğlenmiştim. :) Sapanca'da ki otelde de şöyle bir şans var, çocuk havuzu çok güzel, bahçede salıncaklar var. Üstelik bir ebeveyn çocukla ilgilenirken diğeri şahane spalarında keyif çatabiliyor.. :)
  • Bodrum-Akyarlar..Biz ev tutma yöntemini denedik, çok başarılı olduk diyemeyeceğim. Geçen sene aynı yerde otelde kalmıştık, Akyarlar tek bir kez bile akşam yemeği yiyemediğim kısmını hariç tutarsak gerek denizin çok sığ, temiz ve sıcak oluşu gerekse eğlenceli çocuk ortamı dolayısıyla kalbimi kazanmış bir lokasyon.(Bazı beachlerde öğlen ev yemekleri de çıkıyor ki, rahatça çocuğunuzun karnını da doyurabilirsiniz.)
Sokaklarda özgür kız Sare, peşinden koşmaktan yorulmuş anne baba..

  • Ama yurtdışına gidecekseniz mutlaka ev tutun, orada yemek micro dalga sistemi ısıt-ye olduğu için hem yorulmazsınız hem de ev konforu iyi gelir..Çocuğun uyku saatlerinde küçücük bir odada tıkılıp kalmazsınız.
  • Yurtdışındaysanız bol bol park bahçe açık alan gezin, müze ziyaretlerini çocuksuz bir tatilde tekrar gelmek üzere erteleyin derim kendi ruh sağlığınız için..Yaşadıklarımı yazsam kitap olur derler ya ben anlatmayayım ama siz gitmeyin :)
Sareyle tatil pozu, tabii ki kameraya bakmıyoruz :)

  • Kimlik, para kredi kartı gibi şeyleri mümkünse cebinizde saklayın. Bu veletlerin peşinden koşarken bir de çantalar tam mıydı derdine düşmeyin. Bizim yurtdışında öyle bir çanta kaybetme hikayemiz var, akıllara zarar..:)
  • Tatil köyünde/otelde bir şaşkınlık yapıp da a la carte restaurantta filan gideyim demeyin. Çocuğunuz bir saniye masada oturmayacağı ve tüm masaları ziyarete gideceği için canınızın sıkıldığı ve aç kaldığınızla kalabilirsiniz. Ne kadar kalabalık, bol seçenek o kadar iyi..:

Kısaca afacan, ses tonu yüksek, kabına sığmayan bu tatlı veletlerle tatil hiç kolay değil, şekli nasıl olursa olsun..

Yine de Sarellamsız daha tek bir geceyi dışarda ayrı geçirmemiş bir anne olarak, en güzel tatil çocuğunla birlikte olduğun tatildir diyorum :)



Sevgilerrr

22 Mart 2014 Cumartesi

Selim 1.yaş partisi!


Moda camiasının bana kazandığı en güzel şey ne diye düşündüğümde, kuşkusuz çok iyi arkadaşlar..

Alaçatı Millfest Festivali'nde tanıştığımız Cadde No:5'in sahibi sevgili Zeynep ve eşi Ali'de çok görüşemesek de o çok sevdiğimiz arkadaşlarımdan biri..


Ve işte 2013'den bugüne hızla akan zamana zalimsin diyor ve  Sare'den çok kısa bir zaman önce doğan Selim'ciğin doğumgününe bağlanıyoruz..


Öncelikle biraz Selim'den bahsetmek istiyorum, inanılmaz tatlı, olgun, sakin, çok güzel gülümseyen mutlu ve güzel bir bebek.. O gün doğumgünü kostümü içinde de çok ama çokk şıktı..

Ataköy Marina Park'da yapılan organizasyonda Zeynep ve Ali çokk çokk iyi birer ev sahibiydiler, herkesle tek tek ilgilendiler, Zeynep her zamanki gibi çok ince ve çok güzeldi. :)

Organizasyonu benimde instagramdan takip ettiğim ve işlerine bayıldığım Mori Events yapmıştı, Madagaskar temasını işlemişlerdi ve yine çok güzeldi..


Selim'in doğumgünü standı bir nevi Hansel ve Gretel'in şu masalda karşılarına çıkan evleri gibiydi, herşey ye beniii ye beniii diye bağırıyordu :))


Sarecik'de o gün çok eğlendi, bir sürü yaşıtı bebekle oynadı, bakıştı hatta bir oğlanın peşinden koştu :))

Selim'cik, pastası kesilirken çok eğlendi, onu izlerken bizde çok eğlendik :) 

Bu harika organizasyondan daha önemlisi de onu bu kadar çok seven bir ailesinin olması belki de.. Ona gösterdikleri sevgi, özen, şefkat,ilgi eminim onun bu hayatta hep mutlu ve özgüvenli bir adam olmasını sağlayacak..


Son söz olarak,
Mutlu yıllar Selim'cik, iyi ki doğmuşsunn!! :)

20 Mart 2014 Perşembe

İşte beklenen ilk düşme..

Bebekliğin hangi dönemi daha zor diye düşündüğümde sanırım ilk 3 ay ile emeklemekle-yürümek arasında gidip geldiği, herşeyi ama herşeyi ağzına attığı evreler diyebilirim..

Sarecik şu an kıpır kıpır, dünyayı herşeyi ağzına atarak keşfediyor.. Bu devrede halıdaki en ufak milimlik tozdan, yere düşen minik bir saç teline, telefonlarımıza, kumandalara, kablolara kadar herşeyi ama herşeyi kemirmeye çalışıyor.. Minik bir tavşan kısacası :)

Gülümsediğime bakmayın, son derece paranoyak bir kadın oldum çıktım bu durum yüzünden..Günde 3-5 kere evi süpürüyorum, onunla birlikte emekliyorum yerde kaçırdığım bir toz var mı diye tekrar kontrol ediyorum.. Ama yine de mutlaka kaçırdığım bir şey oluyor..

Aynı şey hareketleri içinde geçerli.. Durmaksızın kontrolsüz hareket ettiği ve dengede durmaya çalıştığı için arada sırada dengesini kaybedip popo üstü düşüyor.. Bunların artık normal olduğunu biliyorum..Bizimle birlikte uyuduğu için sabah ben uyandıktan sonra o hala uyuyorsa etrafına minderlerden bir kule yapıyorum ki düşmesin..

Ama işte birkaç gün önce sadece 1 dk.lığına yanından ayrılmış olmama ve yine minderlerden kule yapmama rağmen uykusunda geri geri giderek minderleri yere düşürüp yere kafa üstü düştü Sarellam..:(((

Allahtan yatağın yerden yüksekliği 30 cm'di ve iki kat kalın halı vardı ama yine de hem o çok korktu hem de ben..

Hatta hayatta daha fazla korktum mu hiç bilmiyorum..
                   
Sonrasında hemen araştırdım, eğer bebek biraz ağladıktan sonra normal hayatına dönüyorsa, kusmuyorsa, donuklaşmadıysa, düştüğü yükseklik 50 cm.'de az ve zemin yumuşaksa genelde bir problem yok demekmiş.. Zaten yetinmeyip ailemizin sevgili beyin cerrahı Müfit amcaya da sorduğumda daha çok düşer kafana takma dedi ve birazcık rahatladım.. O rahatlamaya kadar geçen saatler ise Göksal'ın depresyondayımmmm şarkısı fonunda geçti..

Anne olunca anlarsın kısmının bu kısmını da böylece anladım.. Biz bu meşhur yataktan düşmeyi böylece atlattık darısı kimsenin başına gelmesin :)

10 Mart 2014 Pazartesi

Hmmm güzel bir mama kabı buldum!

Bu mama kabını geçenlerde keşfettim ve çokkk sevdim..

Zira Sare'ye hazırladığım sebze çorbasını yemeye başlangıç anımızla bitişi arasında epey bir zaman geçiyor ve çorbası bir yerden sonra soğuyordu..


Bu kabın özelliği ise içine sıcak su koyarak, benmari usulu bebeğinizin yemeğinin sürekli ılık kalması..


Kabın üstündeki bu düğmeyi alttan iterek yukarı kaldırdığımızda sıcak su koymak için bir yer açılıyor buradan haznesine sıcak su koyup, yemeğin benmari usulu ısınmasını sağlıyoruz..Bu deliği bir bebeğin açması da çok kolay değil, bu da güvenli olmasını sağlamış..

Üstelik altındaki vakumla da masaya yapışıyor ve Sare ne kadar çekiştirirse çekiştirsin kabı oynatamıyor :)) -Burada niye gülümsediğimi eminim tüm anneler anladı.-

Picabo'da Bebedor markasına ait bu kabın sanırım 30 tl civarı bir ücreti vardı, belki diğer markalarda da vardır.

Görürseniz aklınızda bulunsun.. :)

3 Mart 2014 Pazartesi

Parti kızı Sare!

2014 benim aileme çok tatlı geldiyse de (babamın bebek olmasını saymazsak)maalesef sevdiğim insanlar için o kadar da tatlı gelmedi..Ocak ayından sonra şubatta da annesi babası kendi hastalanan hatta vefat eden arkadaşlarım beni o kadar derinden yaraladı ki yazmaya mecalim kalmadı desem yeridir..

Yine de güzel şeyler de olmadı değil..Bu ay Sarellam kendi çapında gayet sosyalleşerek iki doğum günü partisine katıldı..

 

İlki kendinden hayli büyük ama belki de en çok anlaştığı ablalarından Alya'ya aitti..7 yaş partisi Koşuyolu'nda biparti parti evinde kutlandı..Velilerle çocukları tamamen ayırarak, velilere biraz nefes alma ve çocuklarının dedikosunu rahatça yapma imkanı veren mekan çok ferahtı..
Makbule teyzesiyle büyük aşk var aralarında :)
                                                     
Sarellam bu aylarda okuduğumuz, kitaplarda yazdığı ve kendisinden beklediğimiz gibi kalabalıktan çok korktu, velilerle olan kısımda aslında çok rahattı ama çocuklar gelip de pasta kesilirken bana sımsıkı sarılarak ağlamaya başladı..


O sırada Sare'nin doğumgünü için verdiğimiz kararın ne kadar doğru olduğunu anladım..

Diğer doğumgünü de Sare'ye yaşça yakın Defne'ciğin 2. yaş günü partisiydi..Bu sefer Defne'lerin evindeydik..Geniş bir salonları olduğu için bir sürü çocuk ve annesini rahatça misafir edebildi arkadaşım Didem..
                   

                                    Ortam gayet şenlikli kızımın keyfi yerinde :)
İyi ki dogdunnn Defneeeee :) 


                                               Sarellam birilerine laf yetiştirirken..
                  Anneyle selfie..Anni neden beni arkadaşlarımın yanından aldın kiii pozuyla..:)

O partide Sare çokkk ama çokk eğlendi..Etrafındakiler kendi yaşında olduğu için mi yoksa bir sürü farklı oyuncak gördüğü için mi bilemiyorum tabii :)

Defne'cik iki yaşına basarken Sarecik de o gün bir sürü kendi akranı bebekle oynayarak bir yaşına daha bastı sanki:)

Sarenin ilk d.gününde elbisesi Andy Wawa, ayakkabısı Mothercare, ikinci d.gününde hırkası Benetton, boğazlı penyesi D&G junior, jean'i Mothercare, çorapları H&M

19 Şubat 2014 Çarşamba

Çocuğumuzu istenmeyen dokunmalara karşı uyarmak

Açıkçası bu konu aklımı kurcalayan ve nasıl anlatırım da Sarellamı bundan korurum ileride diye düşündüğüm birşeydi ki Ankara Üniversitesi bununla ilgili çocukların anlayabileceği dilde çok güzel bir görsel paylaşmış..


Maalesef ülkemizde her 4 kız çocuktan ve 6 erkek çocuktan biri cinsel tacize uğruyor..Hem de çoğunlukla en yakınları, en çok güvendikleri insanlar tarafından..

Ve yine maalesef bu tacizlerin yarattığı bunalımlar, bilinçaltlarına işlenen değersizlik duygusu ömür boyu yakasını bırakmıyor çocukların..

Bunun için çocuklarımızın daha minik bir bebekken bile anne baba bakıcı dışında alt bezlerini kimsenin değiştirmesine izin vermemeli, bakıcı varsa gerçekten güvenilecek biri olup olmadığına çok dikkat etmeli, anne babası bile olsak çocuğun özel yerlerine temizlik dışında asla dokunmamalıyız..

Ve tabii ki çocuklarımızın beden ve akıl sağlıklarını korumak için, onlara anlayabilecekleri bir şekilde bu konudan bahsetmeli ve gözlerini dört açmalarını sağlamalıyız..


Ben Sarellam biraz büyüdüğünde bu görselden de yardım alarak onu bu konuda bilinçlendirmeye çalışacagım..

Minik kuzularımızın hep çok sağlıklı ve mutlu olmaları dileğiyle..

18 Şubat 2014 Salı

Bakıcınız göründüğü kadar sağlıklı mı?

Binbir emekle dünyaya gelen ve gözümüz gibi baktığımız kuzularımızı aslında hiç tanımadığımız bir yabancıya emanet ederken, ona bakacak olan kişinin referansları kadar önemli olan hatta daha da önemli olan bir konu da sağlıklı olup olmadığı..

Sağlıktan kast ettiğim, grip olup olmaması değil tabii..Mesela Aids ya da başka bulaşıcı bir hastalığı var mı, kendi hasta olmasa bile taşıyıcı olabilir mi gibi maalesef olmasını hiç istemeyeceğimiz hastalıklar..Dışarıdan çok sağlıklı görünüyor olabilir ama acaba gerçekten öyle mi?


Bugün parkta karşılaştığım çokk eski dostlarımız, iki senedir yanlarında olan ve ikizlerine bakan bakıcılarının geçenlerde aniden ateşlenip hastaneye yattığını ve o gün aslında onun aids olduğunu öğrendiklerini anlattı üzüntüyle..Zaten prematüre doğan bebeklerinin acaba aids kaptılar mı korkusunu eminim bu satırları okuyan herkes hissetmiştir..

Bu hikaye çok uç bir örnek gibi görünse de aslında her an hepimizin başına gelebilecek türden bir hikaye..

O yüzden belki de bakıcı olarak çalışmayı düşündüğünüz kişiden en baştan, tıpkı biz işe girerken işyerlerinin istediği gibi detaylı sağlık raporu istemek..Kendi hasta olmasa bile taşıyıcı olup olmadığını öğrenmek..

O minicik kuzularımızın hiçbirinin başına böyle tatsız hikayeler gelmeden, sağlık ve huzur içinde büyümeleri dileğiyle..
                                                           Anne her yerde annedir :)

15 Şubat 2014 Cumartesi

Evin salonu oyun bahçesi

Sarellam ne zamanki ayağa kalktı ve sıralamaya başladı işte o an bizim de hayatımızda ikinci dönem başladı :)

İlk bebeklik diyebileceğim, fiziksel olarak yine yorucu olan ama bıraktığımız yerde kaldığı dönemde tüm arkadaşlarım çok şanslısın bu dönemin kıymetini bil derken ne demek istiyorlarmış artık çok net biliyorum..


Yaklaşık 1,5 ay önce Sarellam hiç emekleme girişiminde bulunmadan ayağa kalkınca beni aldı bir telaş..Neden derseniz salonumda bulunan bir sürü süs püs, oyuncaklar, arabalar, dokunsan kırılacak biblolar...Mutfakta açıkta duran kavanozlar, odasında devrilebilecek eşyalar..

Bu dönemle okuduğum tüm makaleler, kitaplar bebeğin bu dönemde gücünü bakın bu eşyayı nasıl kaldırdım, nasıl attım şeklinde göstermeye çalıştığını anlatılıyor.. Yani salonda bizim için çok değerli olan vazoyu yere atıp kırarken amacı aslında bizi üzmek ya da yaramazlık yapmak değil, kendi gücünü göstermek aslında, o nedenle bebek için çok önemli olan bu dönemde, o vazoyu kırmasından dolayı sorumlu olan o değil, biz ebeveynleri olarak o vazoyu orada bırakmaktan ve onu tehlikeye sokmaktan dolayı suçluyuz..

Ve bu dönemde bebeğe cıss sakın dokunma, onu kırarsan polis amcalar gelecek gibi şeyler söylemek aslında bilinçaltına tabuları yerleştirmekten, kalıplar sokmaktan başka bir işe yaramıyormuş..Hani hepimizin 30'larımıza geldiğimizde fark ettiğimiz, ahh neden bu bendeki garip düşünceler, davranışlar bu tabular dediğimiz tabular sanırım bunlar :)


İşte bu yüzden Sare için evi, Sare'nin biraz daha birşeyleri anlayacağı döneme kadar minik bir oyun alanına çevirdik..Ona rahatça sıralayabileceği bir ortam yaratıp, evde ne kadar kırılabilecek şey varsa kaldırdık, yerlerine oyuncaklarını koyduk, raflarına özgürce döküp saçabileceği ama toplaması bizi de üzmeyecek şeyler yerleştirdik..Neredeyse hiç halı olmayan evimizde halıya dair ne varsa bulup buluşturduk birleştirip ona düştüğünde zarar görmeyeceği bir ortam yaratmaya çalıştık.

Böylece yürümeye çalışırken bol bol poposunun üstüne düşen, oyuncakları raflardan alıp salonun öbür ucuna atan Sarecik de mutlu ben de mutluyuz :)


Arkada duran cerceve de oradan kalkarak kütüphanenin içinde yerini aldı tabii ki :)

5 Şubat 2014 Çarşamba

Bugün itibariyle 19 ay 5 gündür benim bitanecik kızımsın..

Ahh ahh neler neler vardı aklımda paylaşmak için yanıp tutuştuğum, gelin görün ki sevgili dostum tatlı iMac'im, minik bir hastalık yaşadı, iMac'lerin tedavi masrafı da biraz tuzlu olunca kredi kartının dönmesini bekledik derken ancak kavuşabildik birbirimize :)

Sarellam, minik fındığımda 10 aylık kocaman bir kız bebek oldu :)


Doğduğundan bu yana her geçen günün güzelliğini, kıymetini anlasam da işte bu ayda yine inanamadım nasıl bu kadar büyüdüğüne..

Bilmiyorum şu an farkında mısın bebeğim ama bugün itibariyle tam 19 ay 5 gündür benim bitanecik kızımsın..:)

Peki bugünlere gelirken neleri mi keşfettik beraber?

Bir kere küçük hanım bu ayını bol bol sıralama denilen bulduğun her yere tutunup, yürüyerek, park yatağın çevresini turlayarak ve türlü türlü akrobatik hareketlerle geçirdin..



Başından beri emeklemeyeceğine emindim, karakterin yerde sürünerek bir yere gitmeye hiç müsait değildi ve keza büyüklerin yapmadığı birseyi sen asla yapmazdın, nitekim de yapmadın :)

Bu ay yine bir sürü kelimeyi kattın dağarcığına..Bir turist edasıyla işine en yarayacak git, gel, su,istemiyorum gibi basit kelimeleri söylemeyi ve elinle göstermeyi öğrendin..

Hala demek zor geldiği için halana 'ada' demeyi uygun gördün ki, biz de ailece Ada ismini pek benimsedik :)

Tempo tutmayı öğrendin, babana beste yaptın(baaaa ba bababa şeklinde), evdeki kapaklardan melodik sesler çıkardın,(o kadar piyano müzik derken şaşırdık mı şaşırmadık :)

Yeni tatlar keşfettin, yemek zevkin iyice oluşmaya başladın, sevdiği ve sevmediği yemekler, tatlar olduğunu farkettin..
              Sarecik türlü türlü hallerde -ve evet sağ alttaki fotoda burnunu karıştırıyor :)

Can isimli çizgi filmde ki Can'a aşık oldun, günde en az 2 kez izleyerek hepimize 'ben Can tam 5 yaşındayımmm'diye başlayan şarkıyı ezberlettin..
                    Pasaport fotosu çekilirken yüzünü şişirince oldu mu Sare, Küçük Tayyar :)

Utanma duygun ortaya çıktı, yabancı görünce arkama saklanan minik bir şempanze oldun :)

Anne sütünü her türlü taklayı atarak emmeyi keşfettin, hatta oynadığın oyunlarla anneyi her türlü sosyal ortamda maymun edip çok eğlendin..(dikkat edersen -dik diyemedim ben o esnada kızarıp bozarmakla meşgul oluyorum çünkü :)

Evdeki kumandaları, telefonları minik kediler gibi dişlemeyi, telefonla konuşmayı çok sevdin..

Halana gelinlik baktık uzun uzun, çok şaşırdın ve eğlendin :)

24 Ocak 2014 Cuma

Teknolojik annenin akıllı telefon uygulamaları

Maslow ihtiyaçlar piramidini bugün yapsa sanıyorum ipad-iphone(ya da diğer akıllı tel.lar) da bu piramidin en önemli kısmında yer alırdı. Şehirli ve bol Avm'li hayatlarımızın içinde artık neredeyse her an yanımızda olan bu minik bağımlılıklarımızdan, yeni keşfettiğim bebeğimiz için işe yarayabilecek ya da sadece eğlenebileceğimiz birkaç uygulamadan bahsetmek istiyorum..

                 Evet bahsi geçmişken Maslow amca ve meşhur piramidini hatırlayalım :)

Uygulamaların önce yararlı olanlarından başlayalım..

-Wonder Weeks : Wonder Weeks (sıçrama haftaları)ndan daha önce bahsetmiştim.Kaçıranlar buradan bakabilir.. http://anneligegiris101.blogspot.com.tr/2013/09/the-wonder-weeks-ya-da-scrama-haftalar.html. İşte bu konuya daha iyi adapte olabilmek için artık uygulaması da var. Bu uygulama ile bebeğinizin o hafta hangi ruh hali içinde olabileceğini ve bunun nedenini görebiliyorsunuz..Ki bu da çok rahatlatıcı birşey tavsiye ederim :)


-Fisher Price Uygulamaları : Bebek olan her ev bir gün(ki o gün çok geç değil) mutlaka Fisher Price ile tanışacaktır. Sevdiğimiz oyuncaklarımızın markası iphone-ipad için de uygulamalar yapmış..Ben şahsen bebeklerin ipad-iphone ile oynamalarına karşıydım ama bunu tamamen engellemek gerçekten çok zor..Eğer eline aldığında bari yararlı birşeye baksın istiyorsanız bu uygulamalar gerçekten güzel..Ben animal sounds ve laugh&learn shapes'i indirdim, çok eğlenceli ve öğretici tavsiye ederim..



-Music Box Pro : Bebeğiniz için birbirinden güzel enstrümantel ninniler çalan bu programla Sarecik henüz hiç uyumadı ama daha uslu bir bebek için ideal olabilir :)


-Philip Avent : Bu uygulamada bebeğinize ait bilgileri girerek onun gelişimiyle ilgili istatistik oluşturabilir, Avent ürünleri hakkında bilgi alabilir  ya da bebeklerin gelişimiyle ilgili tavsiyeler&öneriler alabilirsiniz.

Gelelim eğlenceli olanlara :

Talking Tom ve Talking Pierre : Sesimizi taklit eden minik kedi Tom ve papağan Pierre ile bebeğinizle çok eğlenceli oyunlar oynayabilirsiniz.




Moment Cam : Bu uygulama bebeğinizi doğrudan ilgilendirmiyor ama onun ileride az çok nasıl bir tipi olacağını merak ederseniz ve karikatürü olsun isterseniz bu uygulama tam size göre :)





Bu da aile albümümüz oldu..

Teknoloji haberleri şimdilik bu kadar, şimdi sözü kar yağıcam deyip güneş açan havaya veriyoruz, biz biraz parka gidiyoruz :)

15 Ocak 2014 Çarşamba

Adım adım gelişim dergileri

Ocak ayı evde hızlı başladı. Sarellam 2014'de artık bende sizin gibi yürümek istiyorum yeter oturduğum diye isyan bayraklarını açınca ve evde her bulduğu yere tutunarak yürümeye çalışınca benimde 7/24 bütün vaktim bu iş oldu..

Sarenin ayaklanma maceraları bir sonraki postta konu ola dursun, ben bugün faydalı bir şeyden bahsetmek istiyorum..

Geçtiğimiz günlerde telefonla aranarak haberdar olduğum ve çok sevgili arkadaşım Gözde'nin tavsiyesiyle tanıştığımız 'Adım adım' serisi..
                                                  Böyle tatlı bir kutuda geldi..
Adım adım konusunda uzman pedagoglarca hazırlanan aylık bir bebek gelişim dergisi..İçinde bebeğinizin ayına ait onun motor gelişimini arttıracak oyunlar var..Yine anneye o ay çocuğun gelişiminin hangi seviyede olması gerektiğini gösteren bilgilerde mevcut..
               Kalın sağlam bir malzemeden yapılmış olan(Sare çok denedi yiyemedi :)) dergi..

Yine web sitesinde çocukların seslendirdiği bir sürü çocuk şarkısı da var..Biz Sareye yeni çocuk şarkıları bulmakta zorlanmaya başlamıştık, bu şarkılar bize ilaç gibi geldi :)

Biz adım adımı çok sevdik, aklıma gelmeyen yepyeni oyunları oynadık Sareyle hem eğlendik hem öğrendik..Sare adım adımın kutusunu bile çok sevdi :)

                  Sarellam dergideki dokun hisset bölümünde yer alan köpeğin kulaklarına dokunuyor..