bebekle tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebekle tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Anne Kız Bodrum Macerası

O kadar koşturmalı bir yaz ki yazın son günleri ve ben hala yazın başlamasını bekliyorum o kadar düşünün..

Dağına göre kar meselesine inanan biri olarak şikayet etmiyorum elbette, az da olsa bulduğum kaçamak fırsatları değerlendirip, ucundan bir yazın tadına varmaya çalıyorum ara ara..

İşte o aralardan birinde annemle babamı Bodrum'a yerleştirmeye giderken, bizde Sarellamla birkaç gün hayattan çaldık..

Bebekle yalnız tatil fikri ne yalan söyleyeyim, ilk başta biraz acaba hissine neden  oldu..Çünkü bu kaçamakta sağlık şartlarından dolayı maalesef annem ve babamla kalamayacaktık..

Alaçatı'cı bir insan olarak, ilk Bodrum deneyimimizde, kızımla hersey dahil bir tatil köyüne rezervasyon yaptırdık.

Bu hersey dahil sistemi ve otelin denizi bizi cezbetmeyince ise sordum soruşturdum bebekle denize girmek için en güzel yer Akyarlar dediler, bizde atladık gittik Akyarlar'a, tatilcilerin olmadığı, yazlıkçıların takıldığı hatta her şezlongun sezon başından rezervesinin yapıldığı bir yerde bütün tatili geçirdik..

Sarellam, korktuğumun aksine herşeye çok çabuk uyum sağladı, her yerde ama her yerde kendine arkadaslar edindi(benim en ufak bir çabam olmadan :)), çok güzel uyudu, yedi, oynadı..(maşallah diyelim :)




Bende hayatımı tamamen ona uydurdum, sahilin önündeki şezlonga kuruldum, bol bol gölgelik yaptırdım semsiyelerle, ona ekstra sezlong aldım ki rahat uyusun, yemek düzenini aksatmadım ve onu olabildiğince özgür bıraktım..


Tabii ki eski bütün gün güneşin altında yat, gece eğlen, uzun uzun yemekler ye tatili olmadı ama kızımla çokkk çokk eğlendiğimiz, birbirimizle vakit geçirmenin tadını çıkardığımız, yeni yerler keşfettiğimiz muhteşem bir tatil oldu..
Havaalanında muhabbet koyu..

Tek basıma pusete hakim olamamaktan korktugum icin kanguruyla gezdik..İyi ki de öyle yapmışız..

Ve eve dönüş.. 

Bebeğinizle yalnız tatile çıkacaksanız ya da bunu hayal ediyorsanız, rahat geçirmek için önerilerimi aşağıda bulabilirsiniz..Belki unuttuklarım olabilir listede affola..

-kendinize mümkün olduğunca minik bir valiz alın (ben kot etegim ve 3 tshirtümle gittim)
-bebeğe bol bol giyecek
-bebek bezi, deniz bezi
-ates düşürücü fitil, termometre, alkollu mendil, yara bandı gibi acil saglıksal seyler
-en sevdigi oyuncagı
-denizde oynaması için oyuncak(ya da gittiğiniz yerden alabilirsiniz)
-yüksek korumalı günes kremi-after sun'ı
-yıkama jeli
-banyo havlusu
-carsafı(çantanızda olsun, uyudugunda hemen ortersiniz)
-birkaç kutu hazır mama(ben hic kullanmadım ama bakarsınız gittiğiniz yerde birşey bulamazsınız acil durumda hayat kurtarır-ben hipp'in mamasını aldım yanıma)
-ucak saatini onun uyku saatine göre alın ve mümkünse en geniş koltugu alıp yanınıza birini oturtmaması için yalvarın check in'ini yapan memura..
-bir de kalkış ve iniste emzirin ya da su icirin bunu herkes biliyordur zaten :)

sanırım bu kadar..

Bir de kahkahalarınızı aldınız mı yanınıza tamamdır, hazırsınız bile tatile :)

8 Nisan 2014 Salı

Sarellam'ın 1. yaş macerası ve Bonjour Paris!

Bebeği 1 yaşına basacak olan her anne doğumgününe aylar kala uzun uzun düşünmeye ve en ince detayına kadar planlamaya başlar ilk doğumgünü partisini..


Bende geleneği bozmadım ve uzun uzun düşündüm :) sonunda Sare'nin zaten pek yakında bir doğumgünü parti evi olacağını ve istediği kadar çok büyük partiler yapabileceğini düşünerek, biraz da bazen kalabalıktan korktuğunu göz önüne alarak biraz farklı birşey yapmaya karar verdik..

Ve Paris biletlerimizi aldık!


İtiraf etmeliyim Paris destinasyonunu bu kadar istememde sevgili arkadaşım Özlem'in bebeği dünyalar tatlısı Ediz'le burada tatil yapıp mutlu dönmesinin de büyük etkisi var..

Bu satırlara kadar geldiyseniz ve minik bir bebeğiniz varsa aklınızdaki soruyu duyar gibiyim, eee peki nasıldı? Bu sorunun cevabı bana göre, tabii ki yalnız gezmek kadar kolay ve konforlu değildi ama bir o kadar da çok güzeldi :)

Sarenin 1. yaşıyla ilgili duygularımı uzun uzun yazmak istiyorum ama bu yazıda bebekle tatil, bebekle Paris konusunu işlemek istiyorum daha çok..

Paris ya da başka bir destinasyon fark etmez, bebeğinizle güzel bir tatil yapmanın sırrı belki de, tatili kendi zevklerinizden ziyade onun zevklerine&konforuna göre ayarlamak..

Uçak saatini onun uyku saatine denk getirip, kalkışta emzirip, ipad'e onun en sevdiği cizgi filmleri yükleyip, bir de ortası boş bir koridor bir cam kenarı koltuk alırsanız(bunun için check in yaparken biraz yalvarmak lazım ama olsun değiyor) uçak yolculuğu gayet keyifli geçiyor..
Küçük hanım ağa Sarella :p

Yine Özlem'in tavsiyesiyle Paris'de otel yerine ev kiraladık ki, bence bu yaptığımız en iyi şeydi..Bebekli bir aile iseniz ve yurtdışı tatil yapacaksanız, o daracık otel odalarında fenalık geçirmemek için en iyisi ev kiralamak..Biz airbnb'den Trocadero'da bir ev kiraladık, şansımıza da ev hem büyük, hem konforlu hem de bebek için çok uygundu..Dolayısıyla sabahları uzun uzun kalvaltı yapıp, Sare'ciğin öğlen uykusunu da bekleyip 11-12 gibi evden çıktık ve akşam 8-9 gibi eve dönüp akşam yemeğimizi hazırlayıp, Sareyi yıkayıp uyutabildik..Böylece ne Sarecik ne de biz düzenimizi bozmuş olduk..

Paris'e birlikte gittiğimiz dostlarımızla kahvaltı soframız..Ev rahatlığında uzun uzun sohbetlerimiz..

Bu seyahatten beklentimiz, Sare'nin evet bugünleri hatırlamayacak olsa da, bilinçaltına onun kendine daha güvenli, daha hümanist bir insan olmasına yardım edecek eşsiz parçalar ve ileride bakıp bakıp eğleneceği güzel fotolar bırakmaktı..Bunun için bol bol güzel parklara, bahçelere gittik, güvercinleri takip ettik, her renkten, dilden, dinden bebekle oynamasını izledik, bol bol güzel manzaralar izledik..

Zaten her yer park bahçe, çok ama çok güzel bahçeleri var, ah dedim gezerken koca şehirde doğru dürüst avm yok, şimdi Kadir abim olacaktı bu bahçeler hep avm'di hiç akıl yok bu Fransızlarda..Sakuralar açmış, herkes çimlere uzanmış, parkların yanında ışıl ışıl oyuncak gibi Carouseller.. Mutlu olmamak mümkün mü sayın seyirciler :)

**Park, bahçeleri tek tek yazmayacağım zaten muhtemelen giderken yanınıza alacağınız cep Paris gezi kitabında hepsi var :)

Jardin de Luxemburg..Bahçeler, mutlu insanlar, mutlu Sarella..
Burası özel bir park filan değil yol kenarı..Hiç bilmiyor bu işleri Fransızlar hiç..


 Eyfel, Sakuralar ve Caruosel..Beni burada bırakın :)

Parkları bahçeleri bir yana koyarsak, Paris ulaşım açısından maalesef çok çocuk dostu bir şehir değil..Metrolar çok eski olduğu için asansörü geçtim, büyük çoğunluğunda yürüyen merdiven bile yok..Yüzlerce merdiveni araba+çanta+bebek'le çıkmak hiç ama hiç kolay değil..Tabii Maclaren arabamızın hakkını yemeyeyim, pıt diye kapanıp üstüne bir de çok hafif olduğundan metroyu da azımsanmayacak ölçüde kullandık ama zorlandık..

Belki de gelecekteki okulu Sorbonne'un önünden ayrılmak istemeyen Sarella :)

Koşun güvercinlerrrr 

Chams-Elyees'in en tatlı kızı bu ağacın arkasında :)



                                                           Sare ve Elias, Elias ve Sare :)
                                       Paris'de en güzel şey ne mi? Tabii ki yine dostluk!
                                                Paris'in en tatlısı canım dostum Arzum..
İşte bizde bu parklar, bahçeler, geniş caddeler, Seine nehri derken müze hakkımızı Louvre'da değil (bütün bir gün sürecekti ve bilen bilir Sare gibi bir tipitoşun bütün gün müze gezmesi filin ipte yürümesi kadar imkansız birşeydir )Orsay'dan yana  kullandık..Çok da iyi yapmışız, en sevdiğim ressam amcalar zaten oradaydı..Müzenin sonuna doğru Sare'ciğin attığı çığlık ve yoğun emme arzusu nedeniyle(herşey dört dörtlüktü değildi tabii :)) büyük aşkım Van Gogh'un bütün eserlerini göremedim ve itiraf ediyorum çaktırmadan ağladım..Ama sonra neyse sonraki sefere artık deyip kendimi creme brulee'ye vurdum :))


                                              Socre Coeur'da(yanlış yazmış olabilirim)da emziren ana..
                                                                    Emzirmeye devam..
Eyfel'e karşı emziren ana :)

Aysegul-the emziren ana- eyfel demez, bahce demez, kilise, metro demez her yerde emzirir :)

 Sareciğin doğumgününde ise sabahtan başlayarak gittiğimiz her yerde minik görüntüler kaydettik, akşamda minik bir doğumgünü yaptık..Herşeyi düşünen anne doğumgünü süslerini taaa Fransalara götürüp, süslemeleri yapmıştı zaten sabahtan, pastamızı da aldık..Skype'dan büyüklere bağlandık ve ta ta tammm işte Sarecik bir yaşında!


Dönüş yolunda uçağımızın kalkmasına 4 saat kala metroda Sareciğin yine müthiş emme arzusu nedeniyle yaşadığımız büyük macera bize kalsın, bir şekilde tam zamanında eve vardık..

Bundan sonra bebeğimizle tatile gider miyim? Bebeğimiz olmadan hiçbir yere gitmem :))

İyi ki doğmuşsun bebeğim! Seninle nice güzel anılara..

Seni çokkkk seviyorumm..

Birlikte nice yeni rotalara :)



27 Ağustos 2013 Salı

Yazın Esas Mevzusu Bebekle Tatil-Güral Sapanca

Sarecikle tatil konusu aslında bahardan beri epey uzun derin düşüncelere sevk etti..Ege'de bir yazlık mı tutsak dedik, o kadar saat arabayla gidebilir mi dedik, uçakla gidebileceğimiz bir yer olsun dedik, sonra küvetine, pusetine, kocaman bavuluna baktık vazgeçtik..Umutsuzluk içinde kıvranmaya başladık..Derken yakın çevreyi neden düşünmüyoruz dedik..Ve ilk alternatif olarak Şile'de yazlık tutmaya karar verdik..

Aman ne güzel deniz de var hem çok da yakın, bizim içinde bir horozu eksik arabamızla da ne kolay geldik diye sevindik..Gündüz Sare'yi denize soktuk, akşam mangal yaptık ama gece olunca maalesef Şile'nin nemi Sare'ye çok fazla geldi..Nem makinası olmasına rağmen sabaha kadar uyuyamadı ve ağladı..2. günde aynı şey devam edince aldık küvetimizi pusetimizi elimize, evin yolunu tuttuk tekrar..

İşte tam bu sırada aklımıza Güral Sapanca geldi..İyi ki de gelmiş..İstanbul'dan pıt diye ulaşılan bu otelde Sare'de bizde inanılmaz rahat ettik..Otel dolu olduğu için Deluxe odada kaldık, gerçekten çok büyüktü, bebek yatağı hemen hazırlandı, tam emzirmelik bir berjer ve pufda vardı odada..Personel çok misafirperverdi..


Odamızın manzarası..

Ama otelin en güzel tarafı tüm konukların bizim gibi bebekli ailelerden oluşmasıydı..Hani bir yere gidersiniz, bebeğiniz ağlar bazı insanlar cık cıklayarak tuhaf tuhaf bakar ve yerin en alt katman neresiyse oraya gitmek istersiniz ya burada işte bu hiç olmadı..Zaten hemen her yerden her an bir bebek çığlığı geliyordu :) O yüzden öncelikle çok rahat ettik..

Herkes aynı mantıkla geldiği için bütün otel birbiriyle kaynaşık vaziyetteydi, sizinki kaç kilo, kaç aylık, sadece anne sütü mü emiyor en popüler konu başlıklarıydı..

Tabii ki ilk defa bu tatilde yemeği hep sırayla yedik, Güral'ın o muhteşem spasına sırayla gittik, sırayla yüzdük..Ama herkes bizimle aynı durumda olduğu için bu duruma çok da takılmadık..



Sare otelin korusuna bayıldı, sık sık doğa yürüyüşleri yaptık..Hatta o arada Sare'yi arı soktu kafasından :( hayatımda bu kadar delirdiğim bir anı daha hatırlamıyorum, kalbim delindi sandım..Ama sağolsun otel yönetimi hemen bizi hastaneye yetiştirdi..10 dk içinde Sare'ye aşısı yapılmıştı bile..

İşte bu deneyimlerle eğer bebeğiniz varsa ve biraz dinlenmek iyi vakit geçirmek istiyorsanız kesinlikle tavsiye ederim..Güzel yemek, güzel ferah oda, harika bir spa, güzel bir orman, güzel yemekler sizi yadırgamayan bir sürü bebekli aile :)

Sonuç olarak 4 aylık bebeğimizle ilk tatil deneyimimiz keyifli anılar ve çıkan göbeğimizle sona ermiş oldu :) Nice bebekli tatilleree..