27 Haziran 2015 Cumartesi

26 aylık emzirme döneminin sonuna geldik, vatana millete hayırlı olsun :)

Mütevazi olamayacağım, galiba hayatta kendimle en çok gurur duyduğum şeylerden biri bu konu çünkü..

Sareciğe hamileyken her gün dua ederdim sütüm bol olsun diye, neler yapabilirim nasıl süt arttırılır diye araştırır dururdum.

Sonunda son 26 aydır her gün şükrederek ve çokk severek tamamladım bu süreci..

Öncelikle 26 ay dolu dolu emzirmiş bir anne olarak söyleyebilirim ki bu işin üç bacağı var. Birincisi sütünüzün bol olması, ikincisi göğüslerinizin sağlıklı kalması ve en önemlisi çevre baskısı 

Sütün bol olması için yapılacak tek şey var, su içmek. Ben hele ki ilk sene her gün 5 lt su içtim.

Sare çok alerjik bir bebek olduğu için doktorumuz ilk muayene de şöyle dedi, 2 seneden biraz fazla süre benim sana verdiğim rejimi uygular ve emzirirsen sonunda çocuğunun alerji diye birşeyi kalmaz. 

İşte bu cümleden itibaren tüm kırmızı, sarı, turuncu, mor, yeşil sebze&meyvalar ve deniz mahsulleri, süt ürünleri, tavuk ürünleri, baklagiller ve hatta dana eti hayatımdan çıktı..En sevdiğim domatesten tutun da çok basit bir salataya ne bileyim mesela naneye kadar kadar hatta en son ekmeği de yasaklamıştı doktorum neredeyse hiç bir şey yiyemedim. Yasak olmayan ve sınırsız yiyebileceğim tek şey mısırdı.

Bu dönemde herhalde hayatımda bir daha hiç yemeyeceğim kadar çok mısır yedim. :)

Bu kısmı özellikle alerjik bebeği olan anneler için yazıyorum, bebeği bu durumda olup, bu şekilde bence dünyanın en zor rejimlerinden birini yapan annelerle Happy Kinder'de de karşılaşıyoruz. İnsan çocuğu için herşeye katlanıyor tabii ki ama acaba içinde hep bir korkuyla..gerçekten iyi olacak mı? Sonu belli olmayan karanlık bir tünelde son hız gidiyor gibi oluyorsun ucunda aydınlık olacak umuduyla..

Güzel haberi veriyorum tünelin sonu aydınlıkmış :)

Sare şu an 27 aylık ve yumurtayı toplu iğne kadar başı yese vucudu kan toplarıyla dolardı , şu an 1 yumurtayı gayet güzel yiyebiliyor, inek sütü içebiliyor hatta domates ve çilek bile yiyebiliyor.

Gerçekten alerji sorunumuz bitti :) Anne sütü mucizesi diye ben buna derim!

2. konuda sürecin iki taraf içinde mutlu olması için sağlıklı göğüslere sahip olmak..Kanama, tahriş olma gibi durumlarda anne çok canı yandığı için ister istemez bu süreçten yorulabiliyor. Bunun için mucize önerim hemen aşağıda..

Bana bu reçeteyi eczacım vermişti, uyguladım tek bir gün bile canım yanmadan yoluma devam ettim.

Bepanthane krem
Evicap(e vitamini kapsülü)
Badem yağı
medicassol krem

Hepsini ufak bir kapta karıştırıp, doğurmanıza 10 gün kala sabah, öğlen, akşam sürüyorsunuz(Hatta mümkünse her fırsatta). Aynı şekilde doğumla beraber de bu uygulamaya devam edip yanında bu iş geliştirilmiş iyi bir krem kullanırsanız fıstık gibi canınız acımadan bu süreci bitirirsiniz benden söylemesi.

Ve en önemli bacağa geldik. Çevre baskısı!

Çevrenizde annenizden tutun da sokaktaki bir yabancıya kadar kendi çocuğunu o ya da bu sebepten emzirememiş bir sürü kadın, ayyy canım zaten anne sütünün %99'u su, ne gerek var emzirmeyeeee valla benim doktorum çok gereksiz hiç bir faydası yok dedi diyecek :)

Eşiniz dahil bir sürü insan 'anladık çok emzirdin hadi artık bırak' diyecek, diyecek de diyecek..

Bir müşterimiz anlatmıştı, tüm aileyi toplamış bir gün, bakın demiş göğüs beni göğsüm, çocuk benim çocuğum, istediğim kadar emziririm rahat bırakın artık göğüslerimi..:)

Aynen katılıyorum, göğüs sizin göğsünüz, kurduğunuz iletişim sadece size ait, faydalı olup olmadığına da siz annesi olarak karar verebilirsiniz.

Bazı çocuk 10. ayda kendi bırakır, ona o kadarı yetmiştir, bazı çocuk Sare gibi 26 ay emer bırakır, her çocuk kendi ihtiyacına göre emer. 

Sonunda bırakırken öyle büyük travmalara, acı kırmızı biberler sürmeye filan da gerek yok. Ona artık abla/abi olduğunu ve bebeklerin sütü anneden çocukların bardaktan içtiği anlatmak yeterli oluyor. 2-3 gün kabullenme süresi oluyor tabii ki çok ağlıyor ama ona şevkatle hep bunu tekrar edince ve ona güzel sütler ikram edince (ben tarçın kabuğu filan koymuştum tatlansın diye sütünün içine) en geç bir hafta sonra kendinden bırakıyor..

Çok uzun bir yazı oldu buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim :)

Bence dünyadaki en güzel bağlardan, ilişkilerden biri bu.. tadını çıkartın! :)

Umarım tüm hamilelere ve yeni annelere yardımcı olabilmişimdir. 

Sevgilerr,










5 Mart 2015 Perşembe

Çocuklarımız için acil durumlarda ilk yardım eğitimi


Geçen haftalarda Şehrin Çocuk Hali'nin düzenlediği İlkyardım eğitimi Happy Kinder'de gerçekleşti.
Açıkçası bu eğitimin bizde olacağını ilk duyduğumda hmm faydalı birşeyler duyacağım herhalde demiştim ama bu kadar hayati şeyler öğreneceğim hiç aklıma gelmemişti.

Son derece zevkli, neredeyse doğumgünü gibi hazırlıklar yapılan kış bahçemizde ilkyardım sanıyorum ancak bu kadar keyifli anlatılırdı. Buradan öncelikle bu şahane organizasyon için Şehrin Çocuk Hali'ne ve sitenin sahibi Özge Lokmanhekim'e, bize birbirinden değerli bilgiler veren  eğitimcimiz Tüten Çelebioğlu'na, hayran kaldığım organizasyon masası için Partyfoni'ye ve sahibi Seray Koçak'a çok teşekkür ediyorum.






Şimdi gelelim esas konuya..Bu eğitimde çocuğumuzun başına gelecek aksiliklerde nasıl davranmalıyız onu öğrendim..Hiç olmasın ama oldu ki üzerine kaynar su döküldü, birden bire nefessiz kaldı, yolda köpek ısırdı, parmaklarını elektrik düğmesine soktuğunda neler yapmalıyız?

Ve hatta eğitimin sonunda düşündüğüm şey şu oldu, ben bu durumlar için neden daha önce hiç eğitim almamışım ki!

Sizinle eğitimden aldığım notları paylaşmak istiyorum ama şunu da belirtmeliyim ki, bunlar kesin yapılması gereken şeyler olmayabilir tamamen benim o derste anladığım notlardır..
Daha detaylı bilgi için, CPR Kids videolarını izleyebilir ve çocuklar için ilkyardım eğitimlerine katılabilirsiniz.



Öncelikle öğrenilmesi gereken bilgi, sanıyorum 112 ile ilgili..Acil bir durumda 112'yi aradığınızda, ambulans sizi o an müsait olan ve sizin ihtiyacınıza uygun devlet hastanesine götürüyor.

Oysa ki, özel bir ambulans (eğer önce sağlık sigortanızın olduğu şirketi arayıp oradan ambulans talep etmemişseniz) sizden nakit olarak ambulans bedelini almadan hastayı götürmüyor. Söz konusu rakamda hali hazırda her an nakit olarak taşınabilecek bir tutar olmadığından, zamanla yarışırken eğer yanınızda nakitiniz yoksa ya sigorta şirketinizi aramanızı ya da 112'yi aramanızı tavsiye ediyorlar..

Yanık içinde yine 114'ü aramamız gerekiyor. Bizi yanık servisi olan en yakın hastaneye götürüyorlar.

Gelelim ilkyardım bilgilerine..

Çocuk havale geçirdiğinde çocuğu yere yatırıp yan çevirmek, çocuğun hava yolunu açık tutmayı sağlıyor, sonrasında hemen ambulans çağırmak gerekiyor.

Havale belirtileri, gözlerinin kayması, tepkilerinin tuhaflaşması..

37.5 derecede havale geçiren çocuklar varmış, yani ateşin çok yükselmesi havalenin olmazsa olmaz şartı değilmiş.. 

Yüksek ateşte en önemli şey bol su içmek. Ateşi yüksekken çocuğa çok yemek yedirip vücudun ateşle olan savaşını yemeğe enerji harcatarak bölmemeliyiz. Bol sıvı vermeliyiz.

Bir de yanıktan bahsetmek istiyorum. Çocuklarda yanan yeri 20 dk soğuk suya tutup ardından strech filmle sarmak ya da bulamazsak naylon torba geçirip havayla temasını önlemek çok önemli..Bunu yaptığımızda yangının derinin iyice içine doğru inmesini önlemiş oluyoruz.

Ve eğer oldu ki kıyafeti üstünde yandıysa, o zamanda hemen kıyafeti üstünden çıkarmıyoruz ki deri yanıkla beraber kalkmasın..Kıyafetin üzerinden suya tutuyoruz, sonrasında makasla keserek kıyafeti çıkartıyoruz ya da en iyisi doktor çıkartıyor..

Benim bu eğitimden öğrendiklerimden bazıları bu kadar..

Umarım işinize yaramıştır..Daha fazlası için ilkyardım eğitimlerini takip etmenizi öneririm..:)

Sevgiler,


11 Eylül 2014 Perşembe

Bakıcı mı anne mi kreş mi işte tüm mesele bu!

Çalışan her annenin geceleri uykusunu kaçıran bir soruyla başbaşayız..

Bu öyle bir denklem ki, yaşayan bilir, bebeğine kendin baktığında 24 saati birlikte geçirmekten ama daha önemlisi kendin için 10 dk. bile ayıramamaktan mesela çok basit ama saçını bile tarayamamaktan bir yerden sonra sinirlerin gerilmemesi imkansız oluyor..Bu durumda bebeğine yarardan çok zarar verebiliyorsun..

Çalışıyorsan bakıcı baksa, paranokyalaşıp evin her yerine kameralar döşüyor, gün içinde evi gözetliyorsun, bebeğime parkta cips yedirmiş midir acaba diye kara kara düşünüp, yok yok iyi bir kadın o hem bebeğimi de çok seviyor diye kendini avutuyorsun..

Annen ya da kayınvaliden bakıyorsa, bu sefer için rahat ama senin şu genç yaşında 24 saat baş edemediğin cücene,  tam da rahat edeceği zamanda, azgın miniğine sırf senin hatrın için bakan ve bu yüzden fıtık olan anneni gördükçe vicdan azabı yaşıyorsun..

Ya da kreşe yolluyorsun ve sürekli acaba orada mutlu mu diye sorup duruyorsun kendine ve öğretmenine..

Benim bu çok da kolay olmayan sorulara cevabım Sare'nin annesi olarak kreş oldu..

İyi ki de öyle olmuş..Sare'yi 10 gibi bıraktığım kreşten 3 gibi alıyorum..Bu sürede ben işlerimi hallederken, Sare'de arkadaşlarıyla oyunlar oynuyor..Gönderdiğim okulda her biri bu konuda uzmanlaşmış üniversite mezunu öğretmenler çalışıyor, 3 çocuk için 3 öğretmenleri var, yani aslında bire bir eğitim alıyor..Arkadaşlarıyla birlikte yemek yemeyi, dans etmeyi, uyumayı, resim yapmayı öğreniyor..Hangi saatte yemek yiyeceği, uyuyacağı belli..


Sarecim en sevdiği süpürgesiyle :)


Arada bir keyifsiz olursa da hiç zorlamıyorum ve o günü benimle ya da işim varsa babanesi veya halasıyla geçiriyor..Arada bir olduğu için onları da yormuş olmuyoruz..


bizimki kendini oyuncak sanmış kutuya girmiş :)


Ben kreşten kendi adıma çok ama çokk memnunum..Hem ben kendime zaman ayırıyorum hem sare sosyalleşiyor hem de birlikte geçirdiğimiz zamanın kalitesi çok daha fazla yükseldi.
Topitop sonbahar partisinde :)

Kreş mi bakıcı mı diye bu aralar o kadar çok soru aldım ki, bu konuyu buraya taşımak istedim.

Umarım faydalı olmuştur :)

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Anne Kız Bodrum Macerası

O kadar koşturmalı bir yaz ki yazın son günleri ve ben hala yazın başlamasını bekliyorum o kadar düşünün..

Dağına göre kar meselesine inanan biri olarak şikayet etmiyorum elbette, az da olsa bulduğum kaçamak fırsatları değerlendirip, ucundan bir yazın tadına varmaya çalıyorum ara ara..

İşte o aralardan birinde annemle babamı Bodrum'a yerleştirmeye giderken, bizde Sarellamla birkaç gün hayattan çaldık..

Bebekle yalnız tatil fikri ne yalan söyleyeyim, ilk başta biraz acaba hissine neden  oldu..Çünkü bu kaçamakta sağlık şartlarından dolayı maalesef annem ve babamla kalamayacaktık..

Alaçatı'cı bir insan olarak, ilk Bodrum deneyimimizde, kızımla hersey dahil bir tatil köyüne rezervasyon yaptırdık.

Bu hersey dahil sistemi ve otelin denizi bizi cezbetmeyince ise sordum soruşturdum bebekle denize girmek için en güzel yer Akyarlar dediler, bizde atladık gittik Akyarlar'a, tatilcilerin olmadığı, yazlıkçıların takıldığı hatta her şezlongun sezon başından rezervesinin yapıldığı bir yerde bütün tatili geçirdik..

Sarellam, korktuğumun aksine herşeye çok çabuk uyum sağladı, her yerde ama her yerde kendine arkadaslar edindi(benim en ufak bir çabam olmadan :)), çok güzel uyudu, yedi, oynadı..(maşallah diyelim :)




Bende hayatımı tamamen ona uydurdum, sahilin önündeki şezlonga kuruldum, bol bol gölgelik yaptırdım semsiyelerle, ona ekstra sezlong aldım ki rahat uyusun, yemek düzenini aksatmadım ve onu olabildiğince özgür bıraktım..


Tabii ki eski bütün gün güneşin altında yat, gece eğlen, uzun uzun yemekler ye tatili olmadı ama kızımla çokkk çokk eğlendiğimiz, birbirimizle vakit geçirmenin tadını çıkardığımız, yeni yerler keşfettiğimiz muhteşem bir tatil oldu..
Havaalanında muhabbet koyu..

Tek basıma pusete hakim olamamaktan korktugum icin kanguruyla gezdik..İyi ki de öyle yapmışız..

Ve eve dönüş.. 

Bebeğinizle yalnız tatile çıkacaksanız ya da bunu hayal ediyorsanız, rahat geçirmek için önerilerimi aşağıda bulabilirsiniz..Belki unuttuklarım olabilir listede affola..

-kendinize mümkün olduğunca minik bir valiz alın (ben kot etegim ve 3 tshirtümle gittim)
-bebeğe bol bol giyecek
-bebek bezi, deniz bezi
-ates düşürücü fitil, termometre, alkollu mendil, yara bandı gibi acil saglıksal seyler
-en sevdigi oyuncagı
-denizde oynaması için oyuncak(ya da gittiğiniz yerden alabilirsiniz)
-yüksek korumalı günes kremi-after sun'ı
-yıkama jeli
-banyo havlusu
-carsafı(çantanızda olsun, uyudugunda hemen ortersiniz)
-birkaç kutu hazır mama(ben hic kullanmadım ama bakarsınız gittiğiniz yerde birşey bulamazsınız acil durumda hayat kurtarır-ben hipp'in mamasını aldım yanıma)
-ucak saatini onun uyku saatine göre alın ve mümkünse en geniş koltugu alıp yanınıza birini oturtmaması için yalvarın check in'ini yapan memura..
-bir de kalkış ve iniste emzirin ya da su icirin bunu herkes biliyordur zaten :)

sanırım bu kadar..

Bir de kahkahalarınızı aldınız mı yanınıza tamamdır, hazırsınız bile tatile :)

10 Haziran 2014 Salı

Arzu ve Ayşegül& Elias ve Sare

Bu çocukların kaderinde dost olmak var.. Tıpkı bizim Arzuyla dost olmamız gibi..:)

Arzu'lar Nisan sonunda İstanbul'a gelince keyfimize diyecek olmadı ve kendimizi hemen İstanbul'da artık nadir bulunan parklardan birine attık..

Soguk havaya ragmen eski dostlarla birlikte olmak çokkk ama çokk güzeldi :) 

 Elias ve Sare


                                                   Arzu ve Ayşegül minicikken..:)
                                                                     30 yıl geçmiş :)
                                 

Kıssadan hisse, ne varsa eskilerde var :)

İyi ki varsın Arzum! Ayrı kıtalarda olsak da bebeklerimizi birlikte büyütmek gerçekten çok büyük bir zevk..:)

Uzunnn aradan sonra yeniden merhaba :)

Tam 2 ay olmuş! Yüzyıl gibi..Hersey sevgili Mac'imin bozulan ve yurtdısından bir türlü gelemeyen parçasıyla başladı..

Gümrükte, bu hafta geliyor, haftaya kaldı derken 2 ay olmuş..

Bu süre içinde arayan, soran bizi merak eden tüm arkadaslara çokk teşekkürler :) İyiyiz :)

Sareciğin doğumgününden bu yana bir sürü şey oldu tabii ki, kendisi artık düz duvara tırmanan tek kişilik dev kadro oldu mesela :) merak etmeyin hepsini anlatacagım :)

Doğumgününde kalmışız en son, o zaman önemli olayları oradan devam edelim özet gecerek..

Anne babaların ama biz torunumuzun ilk pastasını bile kesemedik ki ısrarları üzerine, sadece en yakın akrabalarımızın olduğu minicik bir kutlama daha yaptık Sare'ciğe evde..

                                                            1. yaş doğumgünü pastası..Bu güzel pasta için pastaloji'ye ne kadar teşekkür etsek azdır..


                                   

Hediyeleri açalımmmm

8 Nisan 2014 Salı

Sarellam'ın 1. yaş macerası ve Bonjour Paris!

Bebeği 1 yaşına basacak olan her anne doğumgününe aylar kala uzun uzun düşünmeye ve en ince detayına kadar planlamaya başlar ilk doğumgünü partisini..


Bende geleneği bozmadım ve uzun uzun düşündüm :) sonunda Sare'nin zaten pek yakında bir doğumgünü parti evi olacağını ve istediği kadar çok büyük partiler yapabileceğini düşünerek, biraz da bazen kalabalıktan korktuğunu göz önüne alarak biraz farklı birşey yapmaya karar verdik..

Ve Paris biletlerimizi aldık!


İtiraf etmeliyim Paris destinasyonunu bu kadar istememde sevgili arkadaşım Özlem'in bebeği dünyalar tatlısı Ediz'le burada tatil yapıp mutlu dönmesinin de büyük etkisi var..

Bu satırlara kadar geldiyseniz ve minik bir bebeğiniz varsa aklınızdaki soruyu duyar gibiyim, eee peki nasıldı? Bu sorunun cevabı bana göre, tabii ki yalnız gezmek kadar kolay ve konforlu değildi ama bir o kadar da çok güzeldi :)

Sarenin 1. yaşıyla ilgili duygularımı uzun uzun yazmak istiyorum ama bu yazıda bebekle tatil, bebekle Paris konusunu işlemek istiyorum daha çok..

Paris ya da başka bir destinasyon fark etmez, bebeğinizle güzel bir tatil yapmanın sırrı belki de, tatili kendi zevklerinizden ziyade onun zevklerine&konforuna göre ayarlamak..

Uçak saatini onun uyku saatine denk getirip, kalkışta emzirip, ipad'e onun en sevdiği cizgi filmleri yükleyip, bir de ortası boş bir koridor bir cam kenarı koltuk alırsanız(bunun için check in yaparken biraz yalvarmak lazım ama olsun değiyor) uçak yolculuğu gayet keyifli geçiyor..
Küçük hanım ağa Sarella :p

Yine Özlem'in tavsiyesiyle Paris'de otel yerine ev kiraladık ki, bence bu yaptığımız en iyi şeydi..Bebekli bir aile iseniz ve yurtdışı tatil yapacaksanız, o daracık otel odalarında fenalık geçirmemek için en iyisi ev kiralamak..Biz airbnb'den Trocadero'da bir ev kiraladık, şansımıza da ev hem büyük, hem konforlu hem de bebek için çok uygundu..Dolayısıyla sabahları uzun uzun kalvaltı yapıp, Sare'ciğin öğlen uykusunu da bekleyip 11-12 gibi evden çıktık ve akşam 8-9 gibi eve dönüp akşam yemeğimizi hazırlayıp, Sareyi yıkayıp uyutabildik..Böylece ne Sarecik ne de biz düzenimizi bozmuş olduk..

Paris'e birlikte gittiğimiz dostlarımızla kahvaltı soframız..Ev rahatlığında uzun uzun sohbetlerimiz..

Bu seyahatten beklentimiz, Sare'nin evet bugünleri hatırlamayacak olsa da, bilinçaltına onun kendine daha güvenli, daha hümanist bir insan olmasına yardım edecek eşsiz parçalar ve ileride bakıp bakıp eğleneceği güzel fotolar bırakmaktı..Bunun için bol bol güzel parklara, bahçelere gittik, güvercinleri takip ettik, her renkten, dilden, dinden bebekle oynamasını izledik, bol bol güzel manzaralar izledik..

Zaten her yer park bahçe, çok ama çok güzel bahçeleri var, ah dedim gezerken koca şehirde doğru dürüst avm yok, şimdi Kadir abim olacaktı bu bahçeler hep avm'di hiç akıl yok bu Fransızlarda..Sakuralar açmış, herkes çimlere uzanmış, parkların yanında ışıl ışıl oyuncak gibi Carouseller.. Mutlu olmamak mümkün mü sayın seyirciler :)

**Park, bahçeleri tek tek yazmayacağım zaten muhtemelen giderken yanınıza alacağınız cep Paris gezi kitabında hepsi var :)

Jardin de Luxemburg..Bahçeler, mutlu insanlar, mutlu Sarella..
Burası özel bir park filan değil yol kenarı..Hiç bilmiyor bu işleri Fransızlar hiç..


 Eyfel, Sakuralar ve Caruosel..Beni burada bırakın :)

Parkları bahçeleri bir yana koyarsak, Paris ulaşım açısından maalesef çok çocuk dostu bir şehir değil..Metrolar çok eski olduğu için asansörü geçtim, büyük çoğunluğunda yürüyen merdiven bile yok..Yüzlerce merdiveni araba+çanta+bebek'le çıkmak hiç ama hiç kolay değil..Tabii Maclaren arabamızın hakkını yemeyeyim, pıt diye kapanıp üstüne bir de çok hafif olduğundan metroyu da azımsanmayacak ölçüde kullandık ama zorlandık..

Belki de gelecekteki okulu Sorbonne'un önünden ayrılmak istemeyen Sarella :)

Koşun güvercinlerrrr 

Chams-Elyees'in en tatlı kızı bu ağacın arkasında :)



                                                           Sare ve Elias, Elias ve Sare :)
                                       Paris'de en güzel şey ne mi? Tabii ki yine dostluk!
                                                Paris'in en tatlısı canım dostum Arzum..
İşte bizde bu parklar, bahçeler, geniş caddeler, Seine nehri derken müze hakkımızı Louvre'da değil (bütün bir gün sürecekti ve bilen bilir Sare gibi bir tipitoşun bütün gün müze gezmesi filin ipte yürümesi kadar imkansız birşeydir )Orsay'dan yana  kullandık..Çok da iyi yapmışız, en sevdiğim ressam amcalar zaten oradaydı..Müzenin sonuna doğru Sare'ciğin attığı çığlık ve yoğun emme arzusu nedeniyle(herşey dört dörtlüktü değildi tabii :)) büyük aşkım Van Gogh'un bütün eserlerini göremedim ve itiraf ediyorum çaktırmadan ağladım..Ama sonra neyse sonraki sefere artık deyip kendimi creme brulee'ye vurdum :))


                                              Socre Coeur'da(yanlış yazmış olabilirim)da emziren ana..
                                                                    Emzirmeye devam..
Eyfel'e karşı emziren ana :)

Aysegul-the emziren ana- eyfel demez, bahce demez, kilise, metro demez her yerde emzirir :)

 Sareciğin doğumgününde ise sabahtan başlayarak gittiğimiz her yerde minik görüntüler kaydettik, akşamda minik bir doğumgünü yaptık..Herşeyi düşünen anne doğumgünü süslerini taaa Fransalara götürüp, süslemeleri yapmıştı zaten sabahtan, pastamızı da aldık..Skype'dan büyüklere bağlandık ve ta ta tammm işte Sarecik bir yaşında!


Dönüş yolunda uçağımızın kalkmasına 4 saat kala metroda Sareciğin yine müthiş emme arzusu nedeniyle yaşadığımız büyük macera bize kalsın, bir şekilde tam zamanında eve vardık..

Bundan sonra bebeğimizle tatile gider miyim? Bebeğimiz olmadan hiçbir yere gitmem :))

İyi ki doğmuşsun bebeğim! Seninle nice güzel anılara..

Seni çokkkk seviyorumm..

Birlikte nice yeni rotalara :)