11 Mart 2014 Salı

Fırına ekmek almaya giden minicik bir çocuktun sen..


Bir anne olarak konuşamıyorum, kelimeler boğazımda..Söylesem faydası yok, sussam gönül razı değil..

Seni tanımıyordum, izin verselerdi belki de upuzun bir ömrün olacaktı ve belki biz seninle bir gün parkta, bahçede, metroda karşılaşacak, bunun farkında bile olmayacaktık..Muhtemelen seni tanımayacaktım bile..

Keşke ben seni hiç tanımasaydım da, sen genç bir adam olarak yaşasaydın uzun yıllar..

Hangi politik görüşten olursa olsun, hiç bir anne güle oynaya ekmek almaya fırına yolladığı       evladının eve ölüsünün gelmesini istemez, bunu yüreği kaldırmaz..Bu acıya hiçbir yürek dayanmaz..


Bir bebeği dünyaya getirmenin, onu büyütmenin, verilen emeğin ne demek olduğunu en iyi anneler bilir..Senin gibi masum bir süt kuzusuna bunu yapanları, bunun emrini verenleri, bu katilleri destekleyenleri bir anne olarak yüce adalete havale ediyorum çocuk..

Biz çocukken fırına gider, ekmeği alır, köşesini de koparır yiye yiye gelirdik pazar kahvaltı sofralarına..

Aynı günleri sana yaşatamadık Berkin, sayende yeniden çocuklarımızın görmesi dileğiyle..

Huzur içinde uyu çocuk..

10 Mart 2014 Pazartesi

Hmmm güzel bir mama kabı buldum!

Bu mama kabını geçenlerde keşfettim ve çokkk sevdim..

Zira Sare'ye hazırladığım sebze çorbasını yemeye başlangıç anımızla bitişi arasında epey bir zaman geçiyor ve çorbası bir yerden sonra soğuyordu..


Bu kabın özelliği ise içine sıcak su koyarak, benmari usulu bebeğinizin yemeğinin sürekli ılık kalması..


Kabın üstündeki bu düğmeyi alttan iterek yukarı kaldırdığımızda sıcak su koymak için bir yer açılıyor buradan haznesine sıcak su koyup, yemeğin benmari usulu ısınmasını sağlıyoruz..Bu deliği bir bebeğin açması da çok kolay değil, bu da güvenli olmasını sağlamış..

Üstelik altındaki vakumla da masaya yapışıyor ve Sare ne kadar çekiştirirse çekiştirsin kabı oynatamıyor :)) -Burada niye gülümsediğimi eminim tüm anneler anladı.-

Picabo'da Bebedor markasına ait bu kabın sanırım 30 tl civarı bir ücreti vardı, belki diğer markalarda da vardır.

Görürseniz aklınızda bulunsun.. :)

3 Mart 2014 Pazartesi

Parti kızı Sare!

2014 benim aileme çok tatlı geldiyse de (babamın bebek olmasını saymazsak)maalesef sevdiğim insanlar için o kadar da tatlı gelmedi..Ocak ayından sonra şubatta da annesi babası kendi hastalanan hatta vefat eden arkadaşlarım beni o kadar derinden yaraladı ki yazmaya mecalim kalmadı desem yeridir..

Yine de güzel şeyler de olmadı değil..Bu ay Sarellam kendi çapında gayet sosyalleşerek iki doğum günü partisine katıldı..

 

İlki kendinden hayli büyük ama belki de en çok anlaştığı ablalarından Alya'ya aitti..7 yaş partisi Koşuyolu'nda biparti parti evinde kutlandı..Velilerle çocukları tamamen ayırarak, velilere biraz nefes alma ve çocuklarının dedikosunu rahatça yapma imkanı veren mekan çok ferahtı..
Makbule teyzesiyle büyük aşk var aralarında :)
                                                     
Sarellam bu aylarda okuduğumuz, kitaplarda yazdığı ve kendisinden beklediğimiz gibi kalabalıktan çok korktu, velilerle olan kısımda aslında çok rahattı ama çocuklar gelip de pasta kesilirken bana sımsıkı sarılarak ağlamaya başladı..


O sırada Sare'nin doğumgünü için verdiğimiz kararın ne kadar doğru olduğunu anladım..

Diğer doğumgünü de Sare'ye yaşça yakın Defne'ciğin 2. yaş günü partisiydi..Bu sefer Defne'lerin evindeydik..Geniş bir salonları olduğu için bir sürü çocuk ve annesini rahatça misafir edebildi arkadaşım Didem..
                   

                                    Ortam gayet şenlikli kızımın keyfi yerinde :)
İyi ki dogdunnn Defneeeee :) 


                                               Sarellam birilerine laf yetiştirirken..
                  Anneyle selfie..Anni neden beni arkadaşlarımın yanından aldın kiii pozuyla..:)

O partide Sare çokkk ama çokk eğlendi..Etrafındakiler kendi yaşında olduğu için mi yoksa bir sürü farklı oyuncak gördüğü için mi bilemiyorum tabii :)

Defne'cik iki yaşına basarken Sarecik de o gün bir sürü kendi akranı bebekle oynayarak bir yaşına daha bastı sanki:)

Sarenin ilk d.gününde elbisesi Andy Wawa, ayakkabısı Mothercare, ikinci d.gününde hırkası Benetton, boğazlı penyesi D&G junior, jean'i Mothercare, çorapları H&M

19 Şubat 2014 Çarşamba

Çocuğumuzu istenmeyen dokunmalara karşı uyarmak

Açıkçası bu konu aklımı kurcalayan ve nasıl anlatırım da Sarellamı bundan korurum ileride diye düşündüğüm birşeydi ki Ankara Üniversitesi bununla ilgili çocukların anlayabileceği dilde çok güzel bir görsel paylaşmış..


Maalesef ülkemizde her 4 kız çocuktan ve 6 erkek çocuktan biri cinsel tacize uğruyor..Hem de çoğunlukla en yakınları, en çok güvendikleri insanlar tarafından..

Ve yine maalesef bu tacizlerin yarattığı bunalımlar, bilinçaltlarına işlenen değersizlik duygusu ömür boyu yakasını bırakmıyor çocukların..

Bunun için çocuklarımızın daha minik bir bebekken bile anne baba bakıcı dışında alt bezlerini kimsenin değiştirmesine izin vermemeli, bakıcı varsa gerçekten güvenilecek biri olup olmadığına çok dikkat etmeli, anne babası bile olsak çocuğun özel yerlerine temizlik dışında asla dokunmamalıyız..

Ve tabii ki çocuklarımızın beden ve akıl sağlıklarını korumak için, onlara anlayabilecekleri bir şekilde bu konudan bahsetmeli ve gözlerini dört açmalarını sağlamalıyız..


Ben Sarellam biraz büyüdüğünde bu görselden de yardım alarak onu bu konuda bilinçlendirmeye çalışacagım..

Minik kuzularımızın hep çok sağlıklı ve mutlu olmaları dileğiyle..

18 Şubat 2014 Salı

Bakıcınız göründüğü kadar sağlıklı mı?

Binbir emekle dünyaya gelen ve gözümüz gibi baktığımız kuzularımızı aslında hiç tanımadığımız bir yabancıya emanet ederken, ona bakacak olan kişinin referansları kadar önemli olan hatta daha da önemli olan bir konu da sağlıklı olup olmadığı..

Sağlıktan kast ettiğim, grip olup olmaması değil tabii..Mesela Aids ya da başka bulaşıcı bir hastalığı var mı, kendi hasta olmasa bile taşıyıcı olabilir mi gibi maalesef olmasını hiç istemeyeceğimiz hastalıklar..Dışarıdan çok sağlıklı görünüyor olabilir ama acaba gerçekten öyle mi?


Bugün parkta karşılaştığım çokk eski dostlarımız, iki senedir yanlarında olan ve ikizlerine bakan bakıcılarının geçenlerde aniden ateşlenip hastaneye yattığını ve o gün aslında onun aids olduğunu öğrendiklerini anlattı üzüntüyle..Zaten prematüre doğan bebeklerinin acaba aids kaptılar mı korkusunu eminim bu satırları okuyan herkes hissetmiştir..

Bu hikaye çok uç bir örnek gibi görünse de aslında her an hepimizin başına gelebilecek türden bir hikaye..

O yüzden belki de bakıcı olarak çalışmayı düşündüğünüz kişiden en baştan, tıpkı biz işe girerken işyerlerinin istediği gibi detaylı sağlık raporu istemek..Kendi hasta olmasa bile taşıyıcı olup olmadığını öğrenmek..

O minicik kuzularımızın hiçbirinin başına böyle tatsız hikayeler gelmeden, sağlık ve huzur içinde büyümeleri dileğiyle..
                                                           Anne her yerde annedir :)

15 Şubat 2014 Cumartesi

Evin salonu oyun bahçesi

Sarellam ne zamanki ayağa kalktı ve sıralamaya başladı işte o an bizim de hayatımızda ikinci dönem başladı :)

İlk bebeklik diyebileceğim, fiziksel olarak yine yorucu olan ama bıraktığımız yerde kaldığı dönemde tüm arkadaşlarım çok şanslısın bu dönemin kıymetini bil derken ne demek istiyorlarmış artık çok net biliyorum..


Yaklaşık 1,5 ay önce Sarellam hiç emekleme girişiminde bulunmadan ayağa kalkınca beni aldı bir telaş..Neden derseniz salonumda bulunan bir sürü süs püs, oyuncaklar, arabalar, dokunsan kırılacak biblolar...Mutfakta açıkta duran kavanozlar, odasında devrilebilecek eşyalar..

Bu dönemle okuduğum tüm makaleler, kitaplar bebeğin bu dönemde gücünü bakın bu eşyayı nasıl kaldırdım, nasıl attım şeklinde göstermeye çalıştığını anlatılıyor.. Yani salonda bizim için çok değerli olan vazoyu yere atıp kırarken amacı aslında bizi üzmek ya da yaramazlık yapmak değil, kendi gücünü göstermek aslında, o nedenle bebek için çok önemli olan bu dönemde, o vazoyu kırmasından dolayı sorumlu olan o değil, biz ebeveynleri olarak o vazoyu orada bırakmaktan ve onu tehlikeye sokmaktan dolayı suçluyuz..

Ve bu dönemde bebeğe cıss sakın dokunma, onu kırarsan polis amcalar gelecek gibi şeyler söylemek aslında bilinçaltına tabuları yerleştirmekten, kalıplar sokmaktan başka bir işe yaramıyormuş..Hani hepimizin 30'larımıza geldiğimizde fark ettiğimiz, ahh neden bu bendeki garip düşünceler, davranışlar bu tabular dediğimiz tabular sanırım bunlar :)


İşte bu yüzden Sare için evi, Sare'nin biraz daha birşeyleri anlayacağı döneme kadar minik bir oyun alanına çevirdik..Ona rahatça sıralayabileceği bir ortam yaratıp, evde ne kadar kırılabilecek şey varsa kaldırdık, yerlerine oyuncaklarını koyduk, raflarına özgürce döküp saçabileceği ama toplaması bizi de üzmeyecek şeyler yerleştirdik..Neredeyse hiç halı olmayan evimizde halıya dair ne varsa bulup buluşturduk birleştirip ona düştüğünde zarar görmeyeceği bir ortam yaratmaya çalıştık.

Böylece yürümeye çalışırken bol bol poposunun üstüne düşen, oyuncakları raflardan alıp salonun öbür ucuna atan Sarecik de mutlu ben de mutluyuz :)


Arkada duran cerceve de oradan kalkarak kütüphanenin içinde yerini aldı tabii ki :)

5 Şubat 2014 Çarşamba

Bugün itibariyle 19 ay 5 gündür benim bitanecik kızımsın..

Ahh ahh neler neler vardı aklımda paylaşmak için yanıp tutuştuğum, gelin görün ki sevgili dostum tatlı iMac'im, minik bir hastalık yaşadı, iMac'lerin tedavi masrafı da biraz tuzlu olunca kredi kartının dönmesini bekledik derken ancak kavuşabildik birbirimize :)

Sarellam, minik fındığımda 10 aylık kocaman bir kız bebek oldu :)


Doğduğundan bu yana her geçen günün güzelliğini, kıymetini anlasam da işte bu ayda yine inanamadım nasıl bu kadar büyüdüğüne..

Bilmiyorum şu an farkında mısın bebeğim ama bugün itibariyle tam 19 ay 5 gündür benim bitanecik kızımsın..:)

Peki bugünlere gelirken neleri mi keşfettik beraber?

Bir kere küçük hanım bu ayını bol bol sıralama denilen bulduğun her yere tutunup, yürüyerek, park yatağın çevresini turlayarak ve türlü türlü akrobatik hareketlerle geçirdin..



Başından beri emeklemeyeceğine emindim, karakterin yerde sürünerek bir yere gitmeye hiç müsait değildi ve keza büyüklerin yapmadığı birseyi sen asla yapmazdın, nitekim de yapmadın :)

Bu ay yine bir sürü kelimeyi kattın dağarcığına..Bir turist edasıyla işine en yarayacak git, gel, su,istemiyorum gibi basit kelimeleri söylemeyi ve elinle göstermeyi öğrendin..

Hala demek zor geldiği için halana 'ada' demeyi uygun gördün ki, biz de ailece Ada ismini pek benimsedik :)

Tempo tutmayı öğrendin, babana beste yaptın(baaaa ba bababa şeklinde), evdeki kapaklardan melodik sesler çıkardın,(o kadar piyano müzik derken şaşırdık mı şaşırmadık :)

Yeni tatlar keşfettin, yemek zevkin iyice oluşmaya başladın, sevdiği ve sevmediği yemekler, tatlar olduğunu farkettin..
              Sarecik türlü türlü hallerde -ve evet sağ alttaki fotoda burnunu karıştırıyor :)

Can isimli çizgi filmde ki Can'a aşık oldun, günde en az 2 kez izleyerek hepimize 'ben Can tam 5 yaşındayımmm'diye başlayan şarkıyı ezberlettin..
                    Pasaport fotosu çekilirken yüzünü şişirince oldu mu Sare, Küçük Tayyar :)

Utanma duygun ortaya çıktı, yabancı görünce arkama saklanan minik bir şempanze oldun :)

Anne sütünü her türlü taklayı atarak emmeyi keşfettin, hatta oynadığın oyunlarla anneyi her türlü sosyal ortamda maymun edip çok eğlendin..(dikkat edersen -dik diyemedim ben o esnada kızarıp bozarmakla meşgul oluyorum çünkü :)

Evdeki kumandaları, telefonları minik kediler gibi dişlemeyi, telefonla konuşmayı çok sevdin..

Halana gelinlik baktık uzun uzun, çok şaşırdın ve eğlendin :)